Bir ceza muhakemesinde, olayın tek delilinin bir tanık beyanı olduğu ve bu tanığın duruşmada dinlenemeden vefat ettiği bir durumda, sanık vekili olarak CMK m. 210/1 hükmüne dayanarak nasıl bir savunma stratejisi izlerdiniz? Bu hükmün 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleriyle olan bağını vurgulayarak, müvekkiliniz hakkında neden beraat kararı verilmesi gerektiğini mahkemeye nasıl izah ederdiniz?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149195

Bir ceza davasında, olayın tek delilinin bir tanık beyanına dayandığı ve bu tanığın vefatı nedeniyle duruşmada dinlenemediği bir durumda, sanık vekili olarak savunma stratejim CMK m. 210/1'in amir hükmü ve bu hükmün dayandığı temel muhakeme ilkeleri üzerine kurulurdu. Mahkemeye sunacağım argümanlar şunlar olurdu: 1) CMK m. 210/1'in Mutlak Niteliği: Öncelikle, CMK m. 210/1'in 'Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın... okunması dinleme yerine geçemez.' hükmünün istisnası olmayan, emredici bir kural olduğunu vurgulardım. Bu kuralın amacı, mahkumiyet gibi ağır bir sonucun, güvenilirliği ve doğruluğu test edilmemiş tek bir beyana dayandırılmasını önlemektir. 2) Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin İhlali: Savunmamın temelini, müvekkilimin Anayasa m. 36 ve İHAS m. 6'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından olan 'çelişmeli yargılama' ve 'silahların eşitliği' ilkelerinin ihlal edildiği iddiası oluştururdu. Tanığın duruşmada dinlenememesi, savunma makamının: a) Tanığa doğrudan soru sorma (CMK m. 201), b) Beyanlarındaki çelişkileri ortaya çıkarma, c) Tanığın gözlemlerinin doğruluğunu, samimiyetini ve güvenilirliğini test etme, d) Tanığın olayı aktarırkenki tavır ve davranışlarını (jest, mimik vb.) mahkemenin ve savunmanın doğrudan gözlemlemesini sağlama haklarını elinden almıştır. Bu durum, iddia makamının (soruşturma beyanıyla) tek taraflı olarak sunduğu bir delile karşı savunma makamını silahsız bırakmıştır. 3) Delil Değerinin Ortadan Kalkması: Tanığın vefatı nedeniyle sorgulanamamış olan soruşturma beyanı, CMK m. 217 uyarınca 'duruşmaya getirilmiş ve huzurda tartışılmış' bir delil niteliği kazanmamıştır. CMK m. 210/1, bu tür bir beyanın okunmasının 'dinleme yerine geçemeyeceğini' açıkça belirttiği için, bu ifadenin hukuken bir delil değeri kalmamıştır. 4) Beraat Talebi ve 'In Dubio Pro Reo': Ortada mahkumiyete esas alınabilecek tek delilin hukuken geçersiz hale gelmesiyle, dosyada müvekkilimin suçluluğunu ispatlayan hiçbir hukuka uygun delil kalmamıştır. Ceza muhakemesinin temel ilkesi olan 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) gereğince, ispatlanamayan bir suç iddiası karşısında verilebilecek tek kararın beraat olduğunu, aksi bir kararın varsayıma dayalı mahkumiyet anlamına geleceğini ve bunun hukukun temel ilkelerine aykırı olacağını belirtirdim. Sonuç olarak, tek tanığın dinlenememesi durumunda, o tanığın önceki beyanının dosyadan fiziken çıkarılmasına gerek olmasa da, hukuken 'yok hükmünde' olduğunu ve bu nedenle delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesinin zorunlu olduğunu savunurdum.