Bir boşanma davasında, davalının yerleşim yeri mahkemesi dışında, davacının yeni edindiği yerleşim yerinde dava açılması durumunda, mahkemenin yetkisi nasıl belirlenir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2005/21518 E. sayılı kararında, davacı kadının eşinden ayrıldıktan sonra ailesinin yanına dönerek orada dava açması neden hukuka uygun bulunmuştur? TMK m. 19 ve m. 168 hükümleri bu durumu nasıl açıklar?
Boşanma davalarında yetkiyi düzenleyen TMK m. 168, davacıya iki seçimlik hak tanır: ya eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde dava açabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E: 2005/21518, K: 2006/5959 sayılı kararı, 'eşlerden birinin yerleşim yeri' kavramının nasıl yorumlanması gerektiğine ışık tutmaktadır. Bu kararda, davacı kadının, taraflar arasında çıkan olaylardan sonra müşterek konutu terk ederek Erzurum'daki ailesinin yanına dönmesi ve boşanma davasını Erzurum Aile Mahkemesi'nde açması hukuka uygun bulunmuştur. Bunun temel hukuki açıklaması şudur: 1) Bağımsız Yerleşim Yeri Edinme Hakkı: Evlilik birliği devam ederken eşlerin ortak bir yerleşim yeri (aile konutu) olmakla birlikte, bu durum eşlerin bağımsız yerleşim yeri edinme hakkını ortadan kaldırmaz. Özellikle evlilik birliğinin fiilen sona erdiği, ortak yaşamın bittiği durumlarda, eşlerden her biri TMK m. 19'a uygun olarak kendisine yeni bir yerleşim yeri seçebilir. 2) Yerleşim Yerinin Tespiti: TMK m. 19/1'e göre yerleşim yeri, 'bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.' Yargıtay, davacı kadının ailesinin yanına dönmesini geçici bir kalma olarak değil, boşanma sürecinde ve sonrasında 'sürekli kalma niyetiyle' yapılmış bir eylem olarak kabul etmiştir. Bu niyet, kişinin hayatının merkezini o yere taşımasıyla dışa yansır. Davacının boşanma davasını orada açması da bu niyetin bir göstergesidir. 3) TMK m. 168'in Uygulanması: Davacı, TMK m. 19 uyarınca kendine yeni bir yerleşim yeri edindiğinde, bu yeni yerleşim yeri, TMK m. 168'in aradığı 'eşlerden birinin yerleşim yeri' şartını sağlar. Dolayısıyla, davacı, davalının yerleşim yerine veya son ortak konutun bulunduğu yere gitmek zorunda kalmaksızın, kendi yeni yerleşim yerinde dava açma hakkına sahiptir. Mahkemenin, bu durumu göz ardı ederek, davacının yeni yerleşim yerinin yetkili olmadığını kabul edip yetkisizlik kararı vermesi, Yargıtay tarafından usul ve yasaya aykırı bulunarak bozulmuştur.