Bir cinsel saldırı davasında, sanık ve müştekinin birbiriyle çelişen ve doğrudan delille desteklenmeyen beyanları mevcutken, mahkemenin kararını sadece 'müştekinin olayı iki yıl sonra şikayet etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu' gibi basmakalıp bir varsayıma dayandırması, İHAM'ın N.Ö./Türkiye kararında neden İHAS m. 8'in (özel hayata saygı hakkı) ihlali olarak görülmüştür? Mahkemenin, maddi gerçeğe ulaşmak için yerine getirmesi gereken pozitif yükümlülükler bu karar ışığında nelerdir?
İHAM'ın 14.01.2025 (metinde sehven 2025 yazılmış, 2024 veya 2025 olmalı) tarihli N.Ö./Türkiye kararında, bir cinsel saldırı davasının 'gerekli özenle yürütülmemesi', adil yargılanma hakkı (İHAS m. 6) kapsamında değil, mağdur başvurduğu için 'özel ve aile hayatına saygı' hakkı (İHAS m. 8) kapsamında devletin pozitif yükümlülüklerinin ihlali olarak değerlendirilmiştir. Mahkemenin, kararını 'şikayetin geç yapılması hayatın olağan akışına aykırıdır' gibi basmakalıp bir varsayıma dayandırması, şu nedenlerle ihlal sayılmıştır: 1) Basmakalıp Varsayımlarla Karar Verilmesi: İHAM'a göre, cinsel saldırı mağdurlarının davranışları konusunda tek tip bir 'olağan akış' yoktur. Özellikle failin, mağdur üzerinde (somut olaydaki gibi amir-memur ilişkisi) bir gücü veya baskısı varsa, mağdurun işini kaybetme korkusu, misilleme riski veya yaşadığı travma gibi faktörler nedeniyle şikayetini geciktirmesi beklenebilir bir durumdur. Mahkemenin, bu somut bağlamı değerlendirmeden, soyut ve basmakalıp bir 'hayatın olağan akışı' varsayımıyla örtülü olarak müştekinin beyanını güvenilmez bulması, etkili bir yargısal inceleme yapılmadığını gösterir. 2) Pozitif Yükümlülüklerin İhlali: Devletin İHAS m. 8 kapsamındaki pozitif yükümlülüğü, bireylerin maddi ve manevi bütünlüğünü koruyacak etkili bir ceza hukuku sistemi kurmayı ve bunu somut olaylarda özenle işletmeyi gerektirir. Mahkemenin yerine getirmesi gereken pozitif yükümlülükler şunlardır: a) Etkin Delil Toplama ve Değerlendirme: Mahkeme, tarafların sunduğu veya re'sen toplanabilecek tüm delilleri (olaydaki DNA karşılaştırması talebi, eksik HTS kayıtları gibi) toplamalı ve bunları titizlikle değerlendirmelidir. Delil taleplerinin reddedilmesi halinde, bunun gerekçesi kararda açıklanmalıdır. b) Güvenilirlik Testi: Tarafların çelişkili beyanları karşısında, mahkeme hangisinin daha güvenilir olduğunu belirlemek için dosyada mevcut tüm verileri (tanık beyanları, sağlık raporları, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği vb.) bütüncül bir yaklaşımla analiz etmelidir. c) Gerekçeli Karar Hakkı: Mahkeme, neden bir beyanı diğerine üstün tuttuğunu, delilleri nasıl yorumladığını ve sonuca nasıl ulaştığını, somut olayın özelliklerine dayanan, denetime elverişli ve ikna edici bir gerekçeyle açıklamak zorundadır. N.Ö./Türkiye kararında, ulusal mahkemenin bu yükümlülükleri yerine getirmediği, mevcut imkanları kullanarak maddi gerçeği açığa çıkarma çabasını göstermediği ve bu nedenle devletin pozitif yükümlülüklerini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.