Bir kamu görevlisinin, 4483 sayılı Kanun uyarınca hakkında soruşturma izni verilmesi gereken bir suç olan 'ihaleye fesat karıştırma' (TCK m. 235) suçunu işlediği iddiasıyla yapılan şikayet üzerine, Cumhuriyet savcısının soruşturma izni almadan doğrudan soruşturma yürütmesi usulen mümkün müdür? Metinde geçen soruşturma izninin hukuki niteliğini ve bu kurala aykırı hareket edilmesinin doğuracağı sonuçları açıklayınız.
Hayır, Cumhuriyet savcısının doğrudan soruşturma yürütmesi usulen mümkün değildir. Metinde de belirtildiği gibi, ihaleye fesat karıştırma suçu kamu görevlileri tarafından görevleri sebebiyle işlendiğinde, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine tabidir. Bu kanuna göre, bir kamu görevlisi hakkında görev suçu iddiasıyla ceza soruşturması yapılabilmesi, kural olarak yetkili idari merciin (vali, kaymakam, bakan vb.) 'soruşturma izni' vermesine bağlıdır. Soruşturma izninin hukuki niteliği, bir 'soruşturma şartı'dır. Bu, ceza muhakemesinin başlayabilmesi için yerine getirilmesi gereken ön koşul anlamına gelir. Eğer bu şart gerçekleşmezse, yani yetkili merci soruşturma izni vermezse, Cumhuriyet savcısı kamu davası açamaz; hatta kural olarak şüpheli hakkında lekelenmeme hakkını ihlal edecek soruşturma işlemlerini (ifade alma, arama vb.) dahi yapamaz. Savcılık, şikayeti veya ihbarı aldıktan sonra, durumu ilgili idari mercie bildirerek soruşturma izni talep etmelidir. Bu kurala aykırı hareket edilmesinin, yani soruşturma izni alınmadan bir soruşturma yürütülüp dava açılmasının sonuçları şunlardır: 1) Kovuşturma Aşamasında: Eğer savcı izin almadan dava açmışsa, davaya bakan mahkeme bu eksikliği fark ettiğinde, CMK m. 223/8 uyarınca 'davanın durması' kararı verir ve soruşturma izni alınması için dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderir. İzin verilirse yargılamaya devam edilir, verilmezse 'davanın düşmesi' kararı verilir. 2) Delillerin Hukuka Aykırılığı: Soruşturma izni alınmadan yapılan soruşturma işlemleriyle elde edilen delillerin hukuka uygunluğu tartışmalı hale gelir. Bu durum, elde edilen delillerin 'hukuka aykırı delil' olarak kabul edilmesine ve hükme esas alınamamasına yol açabilir. Dolayısıyla, soruşturma izni, kamu görevlilerini asılsız ithamlardan koruyan önemli bir güvence olup, savcının bu usule uyması zorunludur.