Bir ceza davasında, suça konu fiilin ispatının sadece bir tanığın beyanına dayandığı durumlarda, CMK m. 210/1 hükmünün uygulanması zorunlu mudur? Metindeki yazarın, bu tanığın hayatta olmaması durumunda önceki ifadesinin 'delil olarak kullanılamayacağı' yönündeki yorumunu, 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri çerçevesinde kritik ediniz. Tanığın önceki ifadesinin sanık lehine olması bu durumu değiştirir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149184

CMK m. 210/1, ceza muhakemesindeki en temel güvencelerden biri olan 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ilkesinin somut bir yansımasıdır. Madde, 'Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.' hükmünü amirdir. Bu hüküm, mahkumiyetin tek dayanağı olan bir tanığın beyanının, sanığın ve müdafiinin hazır bulunduğu bir duruşmada, çelişmeli yargılama ilkesine uygun olarak test edilmesini zorunlu kılar. Bu, tanığın beyanlarının güvenilirliğini, tutarlılığını ve samimiyetini hakimin doğrudan gözlemlemesi ve savunma makamının tanığa soru sorarak (İHAS m. 6/3-d) beyanlarını sorgulaması için elzemdir. Bu nedenle, eğer tanık hayattaysa ve mahkumiyet sadece onun beyanına dayanacaksa, duruşmada dinlenmesi mutlak bir zorunluluktur. Metindeki yazarın, bu tanığın duruşmada dinlenemeden ölmesi durumunda önceki ifadesinin (soruşturma beyanı gibi) 'delil olarak kullanılamayacağı' yönündeki yorumu, yukarıda belirtilen ilkelerle tutarlıdır. Çünkü sanık, aleyhindeki tek delil olan bu beyanı sorgulama ve çelişme imkanı bulamamıştır. Soruşturma aşamasında alınan bir ifade, duruşmanın aleniyeti, doğrudan doğruyalığı ve çelişmeliliği süzgecinden geçmemiştir. Bu ifadeye dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulması, adil yargılanma hakkının özünü zedeler. Yazarın, tanığın önceki ifadesinin 'sanık lehine' olması durumunda ise bu ifadenin delil olarak kabul edilebileceği yönündeki ayrımı, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin bir sonucudur. Ceza muhakemesindeki usulî güvenceler öncelikle sanığı korumak için vardır. Sanığın sorgulama imkanı bulamadığı bir beyan aleyhine delil olarak kullanılamazken, aynı beyan lehine sonuç doğuruyorsa, bu durumun sanığın aleyhine yorumlanması düşünülemez. Zaten tek delil olan tanık dinlenemediğinde, ortada sanığın mahkumiyetine yetecek delil kalmayacağından, sonuç her halükarda sanık lehine (beraat) olmalıdır. Dolayısıyla, lehe ifadenin okunması bu sonucu değiştirmeyecek, aksine destekleyecektir.