Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi, mevcut davaya delil olarak sunulabilir mi, yoksa bu durum yeni bir boşanma davası açılmasını mı gerektirir? Bu iki davanın birleştirilmesinin usul hukuku açısından anlamı ve sonuçları nelerdir? Karar kesinleşene kadar evlilik birliğinin devam etmesinin hukuki sonuçlarını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149183

Boşanma davasının açılması, evlilik birliğini sona erdirmez. Hukuken evlilik, boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer. Bu ilkenin en önemli sonuçlarından biri, tarafların dava süresince de TMK m. 185 uyarınca birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğünün devam etmesidir. Verilen metinde de belirtildiği gibi, 'taraflar evlilik birliği dahilindeki yükümlülüklerine uymak zorundadırlar.' Bu süreçte eşlerden birinin sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi (zina veya güven sarsıcı davranış), mevcut boşanma davası açısından yeni bir vakıa ve delil teşkil eder. Bu durumda davacı tarafın önünde iki seçenek vardır: 1) Mevcut Davaya Sunma: Eğer mevcut dava, örneğin 'evlilik birliğinin temelinden sarsılması' (TMK m. 166/1) nedenine dayanıyorsa, dava sırasında ortaya çıkan bu yeni sadakatsizlik vakıası, mevcut sarsılmanın şiddetini gösteren bir delil olarak ıslah yoluyla veya karşı tarafın rızasıyla davaya dahil edilebilir. 2) Yeni Dava Açma ve Birleştirme: Daha doğru ve yaygın olan usul, bu yeni vakıaya dayanarak (özellikle zinaya dayalı olarak) yeni bir boşanma davası açmaktır. Bu yeni dava, örneğin 'zina' (TMK m. 161) gibi özel bir boşanma nedenine dayanabilir. Yeni dava açıldıktan sonra, davacı taraf, HMK m. 166 uyarınca, aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunan bu iki davanın birleştirilmesini talep edebilir. Mahkeme, usul ekonomisi ilkesi gereğince genellikle bu talebi kabul eder. Birleştirmenin anlamı ve sonucu, iki davanın tek bir dosya üzerinden yürütülmesi ve tek bir kararla sonuçlandırılmasıdır. Bu, mahkemenin her iki boşanma nedenini (hem ilk davadaki hem de yeni davadaki) birlikte değerlendirerek, kusur durumunu daha net bir şekilde tespit etmesine ve tazminat, nafaka gibi fer'i talepleri bu bütüncül değerlendirmeye göre karara bağlamasına olanak tanır. Sonuç olarak, karar kesinleşene kadar evliliğin devam etmesi, bu süreçte işlenen kusurlu davranışların da yargılamada dikkate alınmasını ve hukuki sonuçlar doğurmasını mümkün kılar.