HMK m. 32/2, 'okunamayan veya uygunsuz yahut ilgisiz olan dilekçenin yeniden düzenlenmesi' için hakime yetki vermektedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/4047 sayılı kararında, bir avukatın karar düzeltme dilekçesinde kullandığı ifadeler neden 'uygunsuz' kabul edilmiş ve bu durumun usulî sonuçları ne olmuştur? Bir dilekçedeki ifadelerin 'eleştiri' sınırlarını aşıp 'uygunsuz' veya 'hakaret' boyutuna ulaştığının tespiti nasıl yapılır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149182

HMK m. 32, hakime yargılamayı sevk ve idare etme görevi yükler. Bu görevin bir parçası olarak, maddenin 2. fıkrası, yargılamanın ciddiyetine ve düzenine uymayan, 'okunamayan, uygunsuz veya ilgisiz' dilekçelerle ilgili bir müdahale yetkisi tanır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin E: 2016/4191, K: 2016/4047 sayılı kararında, bir avukatın karar düzeltme dilekçesindeki ifadeler, HMK m. 32/2 kapsamında 'uygunsuz' bulunmuştur. Dilekçede yer alan 'ADALET BUNUN NERESİNDE?', '...bizim adalete güven duygularımızda travma yaratsa da...', '...hatırlı VİP kişinin... hatırına binaen...', 'Ülkemizdeki adalet sisteminin bir örümcek ağına benzeticek olur isen...' gibi ifadeler, mahkeme heyetine yönelik somut delile dayanmayan, imalı ve suçlayıcı ithamlar olarak değerlendirilmiştir. Bu ifadelerin 'uygunsuz' kabul edilmesinin usulî sonuçları şunlar olmuştur: 1) Dilekçenin Yeniden Düzenlenmesi İçin Geri Çevrilmesi: Mahkeme, HMK m. 32/2 uyarınca, dilekçenin bu ifadelerden arındırılarak yeniden düzenlenmesi için avukata süre verilmek üzere dosyanın yerel mahkemeye geri çevrilmesine karar vermiştir. 2) İdari ve Cezai Soruşturma: Yargıtay, bu ifadelerin sadece usule aykırı değil, aynı zamanda idari ve cezai sorumluluk doğurabileceğini değerlendirmiştir. Bu nedenle, avukat hakkında idari yönden gereğinin yapılması için Türkiye Barolar Birliği'ne, cezai yönden ise hakaret, iftira gibi suçlar açısından gereğinin yapılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına karar vermiştir. Bir ifadenin 'eleştiri' sınırını aşıp 'uygunsuz' veya 'hakaret' boyutuna ulaştığının tespiti, ifadenin içeriğine göre yapılır. Meşru ve hukuki gerekçelere dayanan, kararın yanlışlığını ortaya koymaya yönelik sert ifadeler eleştiri kapsamında kalabilir. Ancak, kararı veren hakimlerin kişiliğini, tarafsızlığını veya ahlakını hedef alan, somut delile dayanmayan, küçük düşürücü, onur kırıcı ve suçlayıcı ithamlar (rüşvet, hatır, baskı iması gibi) eleştiri sınırını aşar ve 'uygunsuz ifade' ve hatta 'hakaret' suçunu oluşturur.