Bir ceza davasında, sanıklardan birinin temyiz istemi üzerine verilen lehe bozma kararının, Horasan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebiyle ve mahkemenin ek kararıyla, hükmü temyiz etmeyen diğer sanığa da teşmil edilmeye çalışılması, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2018/6740 sayılı kararında neden hukuken geçersiz bulunmuştur? CMK m. 306'da düzenlenen sirayet kurumunun, hükmün 'onandığı' durumlarda uygulanıp uygulanamayacağını bu karar ışığında analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149181

Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin E: 2016/12154, K: 2018/6740 sayılı kararı, CMK m. 306'da düzenlenen 'sirayet' kurumunun uygulama alanının sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Olayda, mahkemenin, hükmü temyiz etmeyen bir sanığı, diğer sanığın temyizi kapsamına dahil etme ve infazı durdurma yönündeki ek kararı hukuken geçersiz bulunmuştur. Bunun temel nedenleri şunlardır: 1) Sirayet, 'Bozma' Haline Özgüdür: CMK m. 306'nın lafzı son derece açıktır: 'Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa...' Bu ifade, sirayet kurumunun ancak ve ancak Yargıtay tarafından bir 'bozma' kararı verilmesi halinde devreye gireceğini gösterir. Yani, lehe bir hukuka aykırılık saptanmalı ve hüküm bu nedenle bozulmalıdır. 2) Onama Halinde Sirayet Olmaz: Anılan Yargıtay kararında, temyiz eden sanık hakkındaki hüküm Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından 'onanmıştır'. Hüküm onandığı için, ortada diğer sanığa sirayet edebilecek lehe bir bozma kararı bulunmamaktadır. Sirayetin amacı, temyiz eden sanığın yararlandığı bir hukuki avantajdan, aynı durumda olan diğer sanığın da yararlanmasını sağlamaktır. Onama kararında, temyiz eden sanığın dahi yararlandığı bir avantaj yoktur. Bu nedenle, mahkemenin veya savcılığın talebiyle, onanmış bir hükmün sonuçlarının temyiz etmeyen sanığa teşmil edilmesi mümkün değildir. 3) Kesinleşme ve Temyiz Hakkının Kişiselliği: Temyiz etmeyen sanık hakkındaki hüküm, temyiz süresinin geçmesiyle kesinleşir. Mahkemenin, kesinleşmiş bir hükmü, sonradan bir 'ek karar' ile canlandırarak temyiz incelemesine dahil etme yetkisi yoktur. Bu, 'hukuki kesinlik' ve 'kanun yollarına başvurma hakkının kişiselliği' ilkelerine aykırıdır. Sonuç olarak, sirayet kurumu, sadece lehe 'bozma' kararları için geçerli olan istisnai bir yoldur. Hükmün onanması veya reddedilmesi durumlarında CMK m. 306'nın uygulanma olanağı yoktur. Yerel mahkemenin bu yöndeki bir ek kararı hukuki dayanaktan yoksundur ve Yargıtay tarafından dikkate alınmaz.