CMK m. 88, yeni doğanın cesedi üzerinde yapılacak adli muayene veya otopsinin amacını özel olarak düzenlemiştir. Bu maddenin gerekçesinde belirtilen hususlar ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin E: 2005/3514 sayılı kararı ışığında, yeni doğanın ölüm nedeninin 'doğum sırasında tuvalete düşme sonucu künt kafa travması' ile 'sıvı aspirasyonu' arasında tıbben ayırt edilemediği durumlarda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi nasıl uygulanmalıdır? Bu ilkenin uygulanmasının, sanıkların hukuki statüsü üzerindeki etkisini tartışınız.
CMK m. 88, yeni doğan otopsisinin amacını, çocuğun doğum sırasında veya sonrasında yaşayıp yaşamadığını, yaşama yeteneğini taşıyıp taşımadığını ve ölüm nedenini saptamak olarak özel olarak belirlemiştir. Bu, özellikle bebek öldürme suçlarında (TCK m. 82/1-d, e; TCK m. 83) suçun maddi unsurunun (yaşayan bir insana karşı işlenmesi) ve failin kastının tespiti için hayati öneme sahiptir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin E: 2005/3514, K: 2007/625 sayılı kararı, bu konuda 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesinin nasıl uygulanacağına dair emsal niteliğindedir. Olayda Adli Tıp Kurumu, bebeğin ölümünün, sanığın savunmasında belirttiği gibi 'doğum sırasında tuvalete düşme neticesinde meydana gelen künt kafa travması' sonucu mu, yoksa 'sıvı aspirasyonu' (aktif bir boğma eylemi) sonucu mu olduğunun tıbben ayırt edilemeyeceğini bildirmiştir. Bu durumda, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri olan 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi devreye girer. Bu ilke gereğince, bir suçun işlendiği veya sanık tarafından işlendiği konusunda herhangi bir makul şüphe varsa, bu şüphe sanık lehine yorumlanmalıdır. Somut olayda, bebeğin ölümünün sanığın herhangi bir kasten öldürme eylemi olmaksızın, kazaen (tuvalete düşme) gerçekleşmiş olması makul bir ihtimal dahilindedir. Adli Tıp raporu bu ihtimali dışlayamadığı için, sanığın bebeği kasten öldürdüğü yönündeki iddia şüpheli kalmaktadır. Bu şüphe, sanık lehine değerlendirilmelidir. Sanıkların hukuki statüsü üzerindeki etkisi ise şöyledir: Yargıtay, bu ihtimal karşısında, sanıkların kasten öldürme suçundan mahkum edilemeyeceğine, aksine beraat etmeleri gerektiğine karar vermiştir. Çünkü sanığın eyleminin suç oluşturduğu %100 kesinlikle ispatlanamamıştır. Mahkumiyet kararı varsayımlara veya ihtimallere değil, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmak zorundadır. Adli Tıp raporunun bu kesinliği sağlayamadığı durumda, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi hukuki bir zorunluluktur.