Boşanma davalarında yetkiyi düzenleyen TMK m. 168, davacıya seçimlik bir hak tanımaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2015/16076 E. sayılı kararında belirtildiği üzere, bu yetki kuralı 'kesin yetki' midir, yoksa 'kesin olmayan yetki' midir? Bu ayrımın, davalının yetki itirazını ileri sürme zamanı ve mahkemenin yetkisizliği re'sen dikkate alıp alamaması üzerindeki sonuçlarını HMK m. 19 ve m. 116 hükümleri çerçevesinde açıklayınız.
TMK m. 168, boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkemeyi 'eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi' olarak belirleyerek davacıya bir seçim hakkı tanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 21.04.2016 tarihli, 2015/16076 E., 2016/8242 K. sayılı kararında da açıkça vurgulandığı gibi, boşanma davalarındaki bu yetki kuralı, 'kesin yetki' değildir. Kamu düzenine ilişkin olmayan, 'kesin olmayan yetki' kuralıdır. Bu ayrımın önemli usulî sonuçları vardır: 1) Yetki İtirazının Zamanı ve Şekli: Kesin olmayan yetki, HMK m. 116/1-a uyarınca bir 'ilk itiraz'dır. HMK m. 19/2'ye göre, ilk itirazların cevap dilekçesiyle birlikte ve cevap süresi içinde ileri sürülmesi zorunludur. Davalı, yasal cevap süresi içinde yetki itirazında bulunmazsa, bu hakkını kaybeder ve davanın açıldığı mahkeme, yetkisiz olsa bile yetkili hâle gelir (HMK m. 19/4). Anılan Yargıtay kararında da davalının süresinde yetki itirazında bulunmadığı için mahkemenin yetkili hale geldiği belirtilmiştir. 2) Mahkemenin Rolü: Yetki kuralı kesin olmadığından, mahkeme yetkisiz olduğunu re'sen (kendiliğinden) dikkate alamaz. Mahkemenin yetkisizliğe karar verebilmesi için, davalının usulüne uygun ve süresinde bir yetki itirazında bulunması şarttır. Eğer kesin yetki söz konusu olsaydı (örneğin, taşınmazın aynına ilişkin davalarda olduğu gibi), mahkeme, davanın her aşamasında yetkisizliğini kendiliğinden gözetmek ve yetkisizlik kararı vermek zorunda kalırdı. 3) Sonuç: TMK m. 168'in kesin yetki kuralı olmaması, tarafların iradesine ve usulî işlemlere önem verildiğini gösterir. Davacı, kanunda belirtilen yetkili mahkemelerden birinde dava açma hakkına sahiptir. Davalı ise, eğer davanın yetkisiz bir mahkemede açıldığını düşünüyorsa, bu iddiasını ancak cevap süresi içinde bir ilk itiraz olarak ileri sürebilir. Aksi halde, yetki itirazı dinlenmez ve mahkeme işin esasına girerek davayı karara bağlar.