HMK m. 197'de düzenlenen 'delillerin incelenmesi ve istinabe' ilkesi, 'delillerin doğrudan doğruyalığı' prensibiyle nasıl bir ilişki içindedir? Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/1397 sayılı kararında, mahkemenin bilirkişilere 'yerinde inceleme yetkisi' vererek, kendisi istinabe yoluna gitmeden yargı çevresi dışındaki bir delili toplattırmasını neden hukuka aykırı bulduğunu ve bu durumun hangi temel yargısal hakkı ihlal ettiğini açıklayınız.
HMK m. 197, 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ilkesinin temel bir yansımasıdır. Bu ilke, davaya bakan hakimin, kararını dayandıracağı delillerle arada başka bir aracı (başka bir hakim gibi) olmadan, doğrudan temas kurmasını ifade eder. Maddenin ilk fıkrası, bu ilke gereği delillerin 'davaya bakan mahkeme huzurunda' incelenmesini kural olarak benimsemiştir. İstinabe (adli yardım), bu kuralın bir istisnasıdır. HMK m. 197/2'ye göre, 'başka yerde bulunan ve mahkemeye getirilemeyen deliller', o yerdeki mahkeme aracılığıyla (istinabe yoluyla) toplanabilir. Bu durumda, delili toplayan naip (istinabe olunan) hakim, asıl mahkemenin yerine geçer ve delil toplama işlemini onun adına yapar. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin E: 2016/1716, K: 2017/1397 sayılı kararında, mahkemenin bilirkişilere doğrudan 'yerinde inceleme yetkisi' vererek, kendisi istinabe yoluna başvurmaksızın yargı çevresi dışındaki bir delili (inşaat alanı) inceletmesini hukuka aykırı bulmasının temel nedenleri şunlardır: 1) Hakimlik Yetkisinin Devredilmezliği: Delillerin toplanması ve incelenmesi, bir yargılama faaliyetidir ve hakime aittir. Bilirkişi, hakimin özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda yardım aldığı bir 'delil' kaynağıdır, hakimin yerine geçerek delil toplayan bir organ değildir. Mahkemenin, yargı çevresi dışındaki bir delilin incelenmesi için istinabe yerine doğrudan bilirkişiyi görevlendirmesi, hakimlik yetkisinin bilirkişiye devri anlamına gelir ki bu hukuken mümkün değildir. 2) Usulî Güvencelerin İhlali: İstinabe yoluyla yapılan keşif veya delil toplama işlemi, bir mahkeme (naip hakim) tarafından yürütülür. Bu süreçte HMK m. 197/3 uyarınca taraflara tarih ve yer bildirilerek hazır bulunma, açıklama yapma ve delillere müdahale etme hakları tanınır. Bilirkişinin hakim nezareti olmadan, taraflardan birinin yokluğunda tek başına yaptığı inceleme, bu usulî güvenceleri ortadan kaldırır. 3) Hukuki Dinlenilme Hakkının İhlali: Kararda da vurgulandığı gibi, bu usulsüz uygulama, Anayasa m. 36 ve HMK m. 27'de güvence altına alınan 'hukuki dinlenilme hakkı'nı ihlal eder. Çünkü davalı taraf, delillerin toplandığı ve incelendiği sürece etkin bir şekilde katılamamış, iddia ve itirazlarını sunamamıştır. Sonuç olarak, yargı çevresi dışındaki bir delilin incelenmesi gerekiyorsa, mahkeme bu işi bilirkişiye havale edemez; mutlaka o yer mahkemesine talimat yazarak 'istinabe' yoluyla, hakim gözetiminde ve tarafların katılımı sağlanarak delillerin toplanmasını sağlamalıdır.