Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda 'olağan kanun yollarının tüketilmesi' şartı (6216 sayılı Kanun m. 45/2) ne anlama gelmektedir? Anayasa Mahkemesi'nin 2014/7296 başvuru nolu M.Y. kararında, ceza soruşturmasında izin verilmemesi ve KYOK kararlarına karşı itiraz yolları tüketilmiş olmasına rağmen, başvurucunun hukuk mahkemelerinde tazminat davası açmamasının 'etkili bir kanun yolunun tüketilmemesi' olarak değerlendirilmesinin ardındaki hukuki mantığı analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149176

Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) bireysel başvuru, ikincil (tali) nitelikte bir hak arama yoludur. 'Olağan kanun yollarının tüketilmesi' şartı, hak ihlali iddiasının öncelikle derece mahkemeleri tarafından giderilmesine olanak tanımayı amaçlar. Bu şart, başvurucunun, ihlale neden olduğunu iddia ettiği işlem veya karara karşı hukuk sisteminde öngörülen idari ve yargısal başvuru yollarının tamamını denemiş olmasını gerektirir. AYM'nin 29/9/2016 tarihli ve 2014/7296 başvuru nolu M.Y. kararında ortaya konan durum, bu ilkenin mekanik bir yorumla değil, 'etkililik' kriteriyle değerlendirildiğini göstermektedir. Olayda başvurucu, doktor hatası iddiasıyla yaptığı şikayet üzerine hem savcılığın KYOK kararına hem de idarenin soruşturma izni vermemesi kararına karşı tüm ceza ve idari itiraz yollarını tüketmiştir. Ancak AYM, bu yolların tüketilmesini yeterli görmemiştir. Bunun ardındaki hukuki mantık şudur: Bireysel başvurunun konusu, temel bir hakkın ihlalidir. Eğer bir hak ihlalini giderebilecek birden fazla potansiyel yol varsa, başvurucu bunlardan en 'etkili' olanını veya başarı şansı en yüksek olanını denemekle yükümlüdür. Somut olayda, ceza soruşturması kamu görevlisinin ceza sorumluluğuna odaklanırken, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar için hukuk mahkemelerinde (veya idari yargıda) tam yargı/tazminat davası açma yolu mevcuttur. AYM'ye göre, ceza soruşturmasının sonuçsuz kalması, hukuk mahkemesinde açılacak bir tazminat davasının da sonuçsuz kalacağı anlamına gelmez. Hukuk mahkemeleri, ceza mahkemesinin delil değerlendirmesiyle bağlı değildir ve daha farklı ispat standartları (örn: basit kusur) ile idarenin sorumluluğuna hükmedebilir. Dolayısıyla, maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlalinden kaynaklanan zararın giderilmesi için 'tazminat davası' etkili bir kanun yoludur. Başvurucu, bu yolu denemeden doğrudan AYM'ye başvurarak, derece mahkemelerine ihlali giderme fırsatı tanımamıştır. Bu nedenle AYM, 'başvuru yollarının tüketilmemesi' nedeniyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur.