Valinin, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu m. 11/C'de yer alan 'kamu esenliğinin sağlanması' yetkisine dayanarak lokantalarda tuzlukların masadan kaldırılması gibi bir emir vermesinin hukuki geçerliliğini, 'kanunilik' ilkesi ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 32/2'deki 'ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde uygulanabilir' şartı çerçevesinde kritik ediniz. Verilen metindeki yazarın bu konudaki nihai görüşü nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149169

Valinin, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu m. 11/C'deki genel 'kamu esenliği' yetkisine dayanarak, üretimi ve satışı yasal olan tuz, şeker gibi maddelerin tüketimini kısıtlayan emirler vermesi, idare hukukunun temel ilkeleri açısından tartışmalıdır. Bu tartışmanın merkezinde 'kanunilik' ilkesi yer alır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 'Emre aykırı davranış' başlıklı 32. maddesi, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket edenlere idari para cezası verileceğini düzenlerken, 2. fıkrasında çok önemli bir sınırlama getirmiştir: 'Bu madde, ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde uygulanabilir.' Bu, idarenin verdiği bir emre uymamanın kabahat sayılabilmesi için, idareye o emri verme yetkisinin 'açıkça' bir kanun tarafından tanınmış olması gerektiği anlamına gelir. Sorun, 5442 sayılı Kanun m. 11/C'deki 'kamu esenliğini sağlamak için gereken karar ve tedbirleri alır' şeklindeki genel ve soyut ifadenin, Kabahatler Kanunu m. 32/2'nin aradığı 'açık kanun hükmü' şartını karşılayıp karşılamadığıdır. Metindeki yazar, bu konuda iki farklı görüşü tartışmakla birlikte, nihai olarak bu tür yasakların hukuka aykırı olduğu kanaatindedir. Yazarın vardığı sonuca göre; 1) 'Kamu esenliği' gibi genel ve soyut bir kavrama dayanarak, Anayasa ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlükleri (tercih özgürlüğü, mülkiyet, ticaret özgürlüğü) sınırlayan spesifik yasaklar getirilemez. 2) 5442 sayılı Kanun m. 11, valiye emir verme konusunda genel bir çerçeve çizmekte, ancak tuz veya şeker kullanımını yasaklama gibi somut bir yetkiyi 'açıkça' vermemektedir. Bu nedenle, m. 11'deki genel yetki, m. 32/2'nin aradığı 'açık hüküm' şartını sağlamaz. 3) Yazar, bu tür bir yasağın ihtiyaç duyulması halinde ancak kanun koyucu tarafından, yani TBMM tarafından çıkarılacak bir kanunla getirilebileceğini, idarenin genel yetki kurallarından hareketle bu tür yasaklar koyamayacağını ifade etmektedir. Sonuç olarak, valinin bu tür bir emri hukuka aykırıdır ve Anayasa m. 137 uyarınca 'kanunsuz emir' niteliği taşıyabilir.