Ceza muhakemesinde tanığın, CMK m. 200 uyarınca sanığın yokluğunda dinlenmesi durumunda, sanığın İHAS m. 6/3-d ve CMK m. 201'de güvence altına alınan 'soru sorma hakkı' nasıl temin edilmelidir? Verilen metinde tartışıldığı üzere, sanık ve müdafiinin yokluğunda, naip hakim aracılığıyla ve önceden hazırlanmış sorularla tanık dinlenmesi usulü, 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ve 'silahların eşitliği' ilkeleri açısından ne gibi sakıncalar doğurur?
Ceza muhakemesinde 'yüz yüzelik', 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri esastır. Sanığın, aleyhindeki tanıklara soru sorma hakkı (İHAS m. 6/3-d), bu ilkelerin ve savunma hakkının temel bir güvencesidir. CMK m. 200, istisnai olarak, bir tanığın sanığın yüzüne karşı gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, sanığın duruşma salonundan çıkarılmasına izin verir. Ancak bu, sanığın soru sorma hakkının ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez. Verilen metinde, bu hakkın temini için iki temel kural vurgulanmaktadır: eş zamanlılık ve sorgulama hakkının korunması. Buna göre, sanığın yokluğunda tanık dinlenmesi durumunda dahi, sanığa ve müdafiine 'eş zamanlı' olarak tanığa soru sorma imkanı tanınmalıdır. Bu, SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) veya adli görüşme odaları (AGO) gibi teknik imkanlarla sağlanabilir. Tanık farklı bir odada veya yerde olsa bile, sanık ve müdafii ses ve görüntü aktarımı sayesinde dinlemeyi takip edebilmeli ve mahkeme başkanı aracılığıyla veya doğrudan (müdafii için CMK m. 201) sorularını yöneltebilmelidir. Metinde eleştirilen, naip hakim aracılığıyla ve önceden hazırlanmış sorularla tanık dinlenmesi usulü ise ciddi sakıncalar barındırır: 1) Delillerin Doğrudan Doğruyalığı İlkesinin İhlali: Bu ilke, hakimin delille doğrudan temas kurmasını gerektirir. Önceden hazırlanmış sorularla yapılan dinleme, tanığın beyanlarının samimiyetini, tutarlılığını ve vücut dilini doğrudan gözlemleme imkanını ortadan kaldırır. 2) Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlali: Savunma, iddia makamıyla eşit silahlara sahip olmalıdır. Tanığın cevaplarına göre yeni sorular sorma, çelişkileri ortaya çıkarma imkanı olmadan, 'sipariş usulü' soru sormak, savunma hakkını etkisiz kılar. Tanığın bir beyanına karşı anında reaksiyon gösterip soru sormak, çelişmeli yargılamanın özüdür. Önceden soru hazırlama, bu dinamik süreci yok eder. Sonuç olarak, sanığın yokluğunda tanık dinlenmesi ancak ve ancak teknik imkanlarla eş zamanlı katılım ve soru sorma hakkı eksiksiz bir şekilde sağlandığı takdirde hukuka uygun olabilir. Aksi durum, savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının esastan ihlali anlamına gelir.