CMK m. 306'da düzenlenen 'hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi' (sirayet) kurumunun amacı ve işleyiş mekanizması nedir? Ceza Genel Kurulu'nun 2017/464 E. sayılı kararında belirtildiği üzere, lehe bozmadan sirayet yoluyla yararlanan ve ilk hükmü temyiz etmemiş olan bir sanığın, bozma sonrası yeniden kurulan hükmü temyiz etme hakkı var mıdır? Bu durumun 'hukuki kesinlik' ilkesiyle ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #149164

CMK m. 306'da düzenlenen sirayet kurumu, adalet ve hakkaniyet düşüncesiyle, çok sanıklı davalarda ortaya çıkabilecek çelişkili ve adaletsiz sonuçları önlemeyi amaçlar. Kural olarak, kanun yoluna başvuru kişiseldir ve temyiz etmeyen sanık hakkındaki hüküm kesinleşir. Ancak sirayet, bu kuralın bir istisnasıdır. Buna göre, hüküm bir sanık lehine bozulmuşsa ve bozma nedeni, temyiz etmemiş diğer sanıklara da uygulanabilir nitelikteyse (örneğin suçun unsurlarının oluşmaması, eylemin suç olmaktan çıkması gibi ortak hukuki durumlar), bu sanıklar da sanki temyiz etmişçesine bozmadan yararlanırlar. Ceza Genel Kurulu'nun 2017/464 E., 2021/123 K. sayılı kararında vurgulandığı gibi, sirayetin temel amacı, temyiz etmeyen sanığın, temyiz eden sanıktan daha ağır bir cezayla cezalandırılması adaletsizliğini gidermektir. Sirayet durumunda, temyiz etmeyen sanık hakkındaki hüküm bozulmaz, sanık sadece bozma kararının 'sonucundan' yararlandırılır. Bu mekanizmanın en önemli sonuçlarından biri, lehe bozmadan sirayet yoluyla faydalanan ve ilk hükmü temyiz etmemiş olan sanığın, bozma sonrası yeniden kurulan hükmü temyiz etme yetkisinin bulunmamasıdır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları ve CGK'nın anılan kararı bu yöndedir. Bunun hukuki kesinlik ilkesiyle doğrudan bir ilişkisi vardır. Usul hukukunda kanun yolları süreye tabidir ve bu süreler kamu düzenindendir. Süresinde temyiz etmeyerek hakkındaki hükmün kesinleşmesine rıza gösteren bir sanığa, sirayet yoluyla ikinci bir temyiz hakkı tanımak, usul hukukundaki kesinleşme ve öngörülebilirlik ilkelerini zedeler. Sanık, sirayet sayesinde kanun yoluna başvurma hakkından zaten bir kez dolaylı olarak yararlanmış sayılmaktadır. Bu kapının tekrar açılması, yargılamaların sonsuza dek sürmesi riskini doğurur ve hukuki istikrarı bozar. Bu nedenle, sirayet sonrası kurulan hüküm, bu haktan yararlanan sanık açısından temyiz edilemez niteliktedir.