Hukukumuzda, ilamlı icra takibine konu edilebilecek belgeler sadece mahkeme kararları (ilamlar) mıdır? İİK m.38'de sayılan 'ilam niteliğindeki belgeler'den en az üç tanesini sayarak, bunların neden mahkeme kararı olmamalarına rağmen ilamlı icra takibine imkan tanıdığını açıklayınız.
Hayır, ilamlı icra takibi sadece mahkeme kararlarına özgü değildir. İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 38. maddesi, mahkeme kararı olmasalar bile, içerikleri ve düzenlendikleri makam itibarıyla yüksek ispat gücüne sahip bazı belgelerin de 'ilam gibi' icra edilebileceğini kabul etmiştir. Bunlara 'ilam niteliğindeki belgeler' denir. Bu belgelerden üç tanesi şunlardır: **1) Noter Senetleri (Kaytsız Şartsız Para Borcu İkrarını İçeren):** Noter huzurunda düzenlenmiş ve bir kişinin belirli bir para borcunu kayıtsız ve şartsız olarak ödemeyi kabul ettiğini içeren senetler (borç ikrarı senetleri). **2) Temyiz Kefaletnameleri:** Bir davanın temyiz edilmesi sırasında, icranın geri bırakılması için dosyaya sunulan ve borcun ödenmesini garanti eden kefaletnameler. **3) İcra Dairesindeki Kefaletler:** İcra dairesi huzurunda, bir borca karşılık verilen kefaletler. Bu belgelerin ilamlı icraya imkan tanımasının temel nedeni, içerdikleri borç ikrarının kesinliği ve düzenlendikleri resmi makamın (noter, mahkeme, icra dairesi) sağladığı güvencedir. Bu belgelerdeki borcun varlığı, bir mahkeme kararı kadar açık ve tartışmasız kabul edilir. Kanun koyucu, bu nedenle alacaklının yeniden bir dava açarak zaman kaybetmesini önlemek ve alacağına daha hızlı bir şekilde kavuşmasını sağlamak için, bu belgelere doğrudan ilamlı icra takibi yapma imkanı tanımıştır.