5237 sayılı TCK m. 279, kamu görevlisinin 'göreviyle bağlantılı olarak' öğrendiği bir suçu bildirmemesini cezalandırmaktadır. Bir öğretmenin, okul dışında, tamamen özel hayatı içinde tanık olduğu bir hırsızlık olayını bildirmemesi bu suçu oluşturur mu? 'Göreviyle bağlantılı olma' unsurunun bu suçun oluşumundaki sınırlayıcı rolünü açıklayınız.
Hayır, bu örnekteki eylem TCK m.279'daki suçu oluşturmaz. 'Göreviyle bağlantılı olarak öğrenme' unsuru, bu suçun en önemli ve sınırlayıcı unsurudur. Bu unsur, her kamu görevlisinin, 24 saat boyunca gördüğü her suçu bildirmekle yükümlü olduğu şeklinde geniş bir yorumu engeller. Bir kamu görevlisinin bu suçtan sorumlu tutulabilmesi için, öğrendiği suç ile yürüttüğü kamu görevi arasında işlevsel bir bağ bulunmalıdır. Yani, suçu görevinin ifası sırasında veya görevi nedeniyle elde ettiği bir bilgi veya fırsat sayesinde öğrenmiş olmalıdır. Örnekler: - Bir vergi müfettişinin, bir şirketin defterlerini incelerken sahte fatura düzenlendiğini tespit etmesi 'göreviyle bağlantılı' bir öğrenmedir. - Bir doktorun, muayene ettiği bir çocukta istismar belirtileri görmesi 'göreviyle bağlantılı' bir öğrenmedir. - Bir polis memurunun, devriye gezerken bir kavgaya tanık olması 'göreviyle bağlantılı' bir öğrenmedir. Sorudaki örnekte ise öğretmen, hırsızlık olayını bir vatandaş olarak, özel hayatı içinde öğrenmiştir. Bu öğrenmenin, onun öğretmenlik göreviyle herhangi bir işlevsel bağlantısı yoktur. Bu durumda, öğretmenin suçu bildirmesi ahlaki ve vatandaşlık görevi olabilir, ancak bunu yapmaması TCK m.279 kapsamında bir suç teşkil etmez. Bu unsur, kamu görevlilerine orantısız bir yükümlülük getirilmesini önleyen bir güvencedir.