5271 sayılı CMK m.172/1, 'Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi... halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.' demektedir. Bu 'yeterli şüphe' kavramının, ceza muhakemesinin diğer aşamalarındaki şüphe dereceleri olan 'basit şüphe' ve 'kuvvetli şüphe'den farkı nedir?
Ceza muhakemesi, ilerledikçe artan bir şüphe dereceleri silsilesi üzerine kuruludur: **1) Basit Şüphe (Başlangıç Şüphesi):** Soruşturmaya başlamak için gereken en alt düzeydeki şüphedir (CMK m.160). Bir suçun işlendiği izlenimini veren soyut bir emarenin varlığı yeterlidir. Örneğin, bir ihbar veya şikayet. **2) Yeterli Şüphe:** Kamu davası açmak, yani bir kişiyi 'sanık' sıfatıyla mahkeme önüne çıkarmak için aranan şüphe derecesidir (CMK m.170). Basit şüpheden daha yoğun, kuvvetli şüpheden ise daha azdır. 'Yeterli şüphe', toplanan delillere göre, yargılama yapıldığında sanığın mahkûm olma ihtimalinin, beraat etme ihtimalinden daha yüksek veya en azından ciddi ve makul olduğunu gösteren şüphedir. Sadece bir izlenim değil, iddianameyi ayakta tutabilecek somut delillere dayanması gerekir. **3) Kuvvetli Şüphe:** Tutuklama (CMK m.100) veya arama gibi ağır koruma tedbirlerinin uygulanabilmesi için aranan en yoğun şüphe derecesidir. Bu, kişinin suçu işlediğine dair çok güçlü, somut ve inandırıcı delillerin varlığını ifade eder. Dolayısıyla, 'yeterli şüphe', soruşturma evresinden kovuşturma evresine geçişin anahtarıdır. Savcı, topladığı delillerin bir mahkûmiyete yetebileceği konusunda makul bir olasılık görmüyorsa, yani şüphe 'yeterli' seviyeye ulaşmamışsa, KYOK (Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar) vermek zorundadır.