Bir tazminat davasında, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda bariz bir hesap hatası veya hukuki bir yanılgı (örneğin, yanlış zamanaşımı süresinin uygulanması) bulunmaktadır. Mahkemenin, bu hatalı rapora rağmen davayı karara bağlaması, HMK'nın hangi temel ilkelerinin ihlali anlamına gelir? Mahkemenin bilirkişi raporu karşısındaki konumu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148537

Mahkemenin, bariz hatalar içeren bir bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurması, HMK'nın birçok temel ilkesinin ihlali anlamına gelir: **1) Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi (HMK m.31):** Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılması için gerekli her türlü incelemeyi yapmakla yükümlüdür. Bilirkişi raporundaki bariz bir hatayı fark edip düzeltilmesini istememek, bu ödevin ihlalidir. **2) Delillerin Serbestçe Değerlendirilmesi (HMK m.198):** Bu ilke, hâkimin delilleri serbestçe takdir edeceğini belirtir. Ancak bu, keyfi bir takdir değildir. Hâkim, bilirkişi raporunu da diğer deliller gibi akıl, mantık ve hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirmek zorundadır. Hatalı bir rapora itibar etmesi, bu ilkenin yanlış uygulanmasıdır. **3) Adil Yargılanma ve Hukuki Dinlenilme Hakkı (Anayasa m.36, HMK m.27):** Hatalı bir rapora dayalı karar, davanın adil bir şekilde sonuçlanmasını engeller ve tarafların haklı beklentilerini boşa çıkarır. Mahkemenin bilirkişi raporu karşısındaki konumu, pasif bir alıcı olmak değildir. HMK m.281'e göre, taraflar bilirkişi raporuna itiraz edebilirler. Hâkim, bu itirazları ciddiyetle değerlendirmeli, rapordaki çelişkileri veya hataları gidermek için bilirkişiden ek rapor istemeli veya gerekirse yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirmelidir. Hâkim, bilirkişinin görüşüyle bağlı değildir (HMK m.282). Hatalı bir rapora dayanarak karar vermesi, 'eksik inceleme' nedeniyle Yargıtay tarafından bozulur.