5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 91/1, gözaltı süresinin hesaplanmasında, şüphelinin 'yakalama yerine en yakın hâkime veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre'nin bu süreye dahil olmadığını belirtir ve bu sürenin on iki saati geçemeyeceğini hükme bağlar. Bu 'yol süresi'nin, gözaltı süresinden ayrı tutulmasının gerekçesi nedir ve bu süre, toplu suçlar için öngörülen uzatılmış gözaltı süreleri için de geçerli midir?
CMK m.91/1'deki 'yol süresi'nin, asıl gözaltı süresine dahil edilmemesinin temel gerekçesi, coğrafi koşullar ve adalete erişimdeki fiili zorluklardır. Türkiye gibi geniş bir coğrafyaya sahip bir ülkede, özellikle kırsal veya uzak bir yerde yakalanan bir şüphelinin, en yakın adliyedeki sulh ceza hâkimliğine ulaştırılması saatler sürebilir. Eğer bu ulaşım süresi, zaten kısa olan 24 saatlik gözaltı süresinden düşülseydi, kolluk ve savcılığın delil toplama, ifade alma gibi soruşturma işlemlerini yapması için geriye çok az bir zaman kalır, hatta bazı durumlarda hiç kalmazdı. Bu durum, soruşturmaların etkinliğini ciddi şekilde zedelerdi. Kanun koyucu, bu pratik sorunu çözmek için, fiili ulaşım için gereken süreyi, 12 saatlik bir üst sınırla, gözaltı süresinden ayrı ve ona eklenen bir süre olarak düzenlemiştir. Bu 'yol süresi', metindeki analizde de belirtildiği gibi, sadece bireysel suçlar için değil, aynı zamanda toplu suçlar için öngörülen 4 günlük uzatılmış gözaltı süresi için de geçerlidir. Mantık aynıdır; şüphelilerin kalabalık olması veya farklı yerlerden toplanması, onların hâkim önüne çıkarılması için yine bir ulaşım süresi gerektirecektir. Dolayısıyla, 4 günlük azami gözaltı süresi dolduktan sonra, şüphelilerin hâkim önüne çıkarılması için ayrıca en fazla 12 saatlik bir yol süresi daha kullanılabilir.