Bir sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi durumunda, karşı tarafın uğradığı zararın tazmini için açılacak davada talep edilebilecek 'müspet zarar' ile 'menfi zarar' kavramları arasındaki temel fark nedir? Hangi durumda hangisi talep edilebilir?
Sözleşmenin haksız feshi veya hiç ifa edilmemesi durumunda talep edilebilecek zarar türleri olan 'müspet (olumlu) zarar' ile 'menfi (olumsuz) zarar' arasındaki temel fark, zararın hesaplanmasında esas alınan varsayımsal durumdur. **1) Müspet (Olumlu) Zarar:** Bu zarar, 'sözleşme geçerli bir şekilde ifa edilseydi, alacaklının malvarlığı hangi durumda olacak idiyse, o durum ile mevcut durum arasındaki fark'tır. Yani, müspet zarar, sözleşmenin yerine getirilmemesinden doğan 'kar mahrumiyetini' ve 'kazanç kaybını' içerir. Alacaklı, sözleşmenin ifasına olan güveninin korunmasını ister. Genellikle, alacaklı borcun aynen ifasından vazgeçip tazminat talep ettiğinde müspet zararını ister (TBK m.125/2). Örnek: Bir malı 100 TL'ye alıp 120 TL'ye satacak olan alıcıya mal teslim edilmezse, alıcının müspet zararı 20 TL'lik kar kaybıdır. **2) Menfi (Olumsuz) Zarar:** Bu zarar ise, 'sözleşme hiç yapılmamış olsaydı, alacaklının malvarlığı hangi durumda olacak idiyse, o durum ile mevcut durum arasındaki fark'tır. Yani, menfi zarar, sözleşmenin geçerli olduğuna duyulan güvenin boşa çıkması nedeniyle yapılan masrafları (noter masrafı, yol masrafı, başka bir fırsatı kaçırma zararı vb.) içerir. Alacaklı, sözleşmenin geçersizliğine veya feshine olan güveninin korunmasını ister. Genellikle, alacaklı sözleşmeden döndüğünde menfi zararını talep eder (TBK m.125/3). Örnek: Geçersiz bir sözleşme için 1.000 TL noter masrafı yapan kişinin menfi zararı bu 1.000 TL'dir. Kısacası, müspet zarar ileriye, menfi zarar ise geriye dönük bir hesaplamaya dayanır. Alacaklı, bu iki zarar türünden sadece birini seçerek talepte bulunabilir.