5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 127. maddesi, Cumhuriyet savcısının 'gecikmesinde sakınca bulunan hallerde' el koyma kararı verebileceğini ve bu kararı 24 saat içinde hâkim onayına sunması gerektiğini düzenler. Bu maddedeki 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' ile CMK m.75'teki vücuttan örnek almaya ilişkin 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' arasında, değerlendirme kriterleri açısından bir fark var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148519

Her iki maddede de yer alan 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' kavramı, temel olarak aynı hukuki mantığa dayanır: Delillerin kaybolmasını, bozulmasını veya karartılmasını önlemek amacıyla, normalde hâkim kararı gerektiren bir tedbirin, aciliyet nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından alınabilmesidir. Ancak, müdahale edilen hakkın niteliği nedeniyle, değerlendirme kriterlerinde bir yoğunluk farkı olduğu söylenebilir. **CMK m.127 (El Koyma):** Burada müdahale edilen hak, 'mülkiyet hakkı'dır. Gecikmesinde sakınca, genellikle suç eşyasının saklanması, yok edilmesi veya el değiştirmesi tehlikesidir. Değerlendirme, daha çok delilin fiziki varlığının korunmasına odaklıdır. **CMK m.75 (Vücuttan Örnek Alma):** Burada müdahale edilen hak, 'vücut dokunulmazlığı' ve 'kişinin maddi ve manevi varlığı' gibi daha temel ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardır. Bu nedenle, 'gecikmesinde sakınca bulunan hal'in değerlendirilmesi daha sıkı kriterlere tabi olmalıdır. Örneğin, alkolün kandan zamanla temizlenmesi, uyuşturucu maddenin vücuttan atılması gibi, delilin niteliği gereği zamanla ortadan kalkacağı durumlarda bu şartın varlığı daha açıktır. Ancak, DNA gibi kalıcı bir delil için 'gecikmesinde sakınca'nın varlığını iddia etmek daha zordur ve çok özel bir duruma (örneğin, şüphelinin ülkeyi terk etmek üzere olması) dayanması gerekir. Özetle, her iki durumda da delilin kaybolma riski esas alınsa da, müdahale edilen hakkın ağırlığı nedeniyle, CMK m.75'teki 'gecikmesinde sakınca' halinin daha somut, daha bariz ve daha dar yorumlanması, orantılılık ilkesinin bir gereğidir.