5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.75/3, 'İç beden muayenesi yapılabilmesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilmesi için müdahalenin, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.' demektedir. Bu 'sağlığa zarar verme tehlikesinin bulunmaması' şartı, objektif bir kriter midir, yoksa kişinin sübjektif korku ve endişelerini de kapsar mı? Bu şartın değerlendirilmesinde hekimin rolü nedir?
Bu şart, öncelikle 'objektif' bir kriterdir ve tıp biliminin verilerine göre değerlendirilir. 'Sağlığa zarar verme tehlikesi', kişinin sübjektif korkuları, iğne fobisi veya dini inançları gibi kişisel durumlarından ziyade, yapılacak tıbbi müdahalenin (kan alma, biyopsi vb.) o kişinin mevcut sağlık durumu (kalp rahatsızlığı, hemofili gibi kanama bozuklukları, alerjiler vb.) göz önüne alındığında, tıbben kabul edilebilir risklerin ötesinde bir tehlike yaratıp yaratmayacağı ile ilgilidir. Bu değerlendirmeyi yapacak olan kişi, müdahaleyi gerçekleştirecek olan hekimdir (tabip). Hekim, şüpheliyi/sanığı muayene ederek, bu tıbbi işlemin onun sağlığı için özel bir risk taşıyıp taşımadığına karar verir. Eğer hekim, yapılacak müdahalenin kişinin sağlığı için ciddi bir tehlike oluşturacağı yönünde bir rapor verirse, hâkim veya savcı bu müdahalenin yapılmasına karar veremez. Çünkü kanun, delil elde etme amacı uğruna kişinin sağlığının feda edilmesine izin vermemektedir. Dolayısıyla, bu şartın varlığı veya yokluğu, hekimin yapacağı tıbbi değerlendirmeye bağlıdır ve sübjektif endişelerden çok, objektif tıbbi riskleri esas alır.