Bir trafik kazası sonucunda ehliyetsiz sürücünün kullandığı aracın sigorta şirketi, üçüncü kişiye ödediği tazminatı araç sahibine rücu ettiğinde, araç sahibinin 'kaza sırasında cezaevindeydim, aracın kullanımından haberim yoktu' şeklindeki savunması, rücu talebi karşısında geçerli bir savunma mıdır? Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/2586 E. sayılı kararında bu durum nasıl değerlendirilmiştir?
Bu savunma, tek başına rücu talebini engellemek için yeterli ve geçerli bir savunma değildir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/2586 E., 2020/6407 K. sayılı onama kararında da görüldüğü gibi, mahkeme bu savunmaya itibar etmemiş ve rücu talebini kabul etmiştir. Bunun hukuki nedeni, araç sahibinin (işletenin) sorumluluğunun, aracın fiilen kendi kontrolünde olup olmamasından daha geniş bir 'gözetim ve denetim yükümlülüğü'nü içermesidir. Araç sahibi cezaevinde olsa bile, aracının anahtarlarının kimde olduğu, aracın nerede muhafaza edildiği ve kimler tarafından kullanılabileceği konusunda gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Eğer araç sahibi, cezaevine girmeden önce aracını ve anahtarlarını güvenilir olmayan bir kişiye bırakmışsa veya aracın yetkisiz kişilerce kolayca kullanılmasına imkan verecek şekilde tedbirsiz davranmışsa, bu gözetim yükümlülüğünü ihlal etmiş sayılır. Araç sahibinin sorumluluktan kurtulabilmesi için, sadece cezaevinde olduğunu değil, aynı zamanda aracın kendi rızası ve kusuru olmaksızın, örneğin çalınarak veya gasp edilerek, kontrolünden çıktığını ispat etmesi gerekir. Sadece cezaevinde olmak, bu gözetim yükümlülüğünü ve dolayısıyla rücu karşısındaki sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz.