5237 sayılı TCK'nın 53/5. maddesi, 'Kişi, mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, bu hak ve yetkileri kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ... kullanamaz.' demektedir. Bu hak yoksunluğunun, TCK m. 279 (Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi) gibi ihmali bir suçtan mahkum olan kamu görevlisi hakkında uygulanmamasının Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmasının gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148499

TCK m.53'te düzenlenen güvenlik tedbiri niteliğindeki belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, kural olarak kasıtlı suçlardan mahkumiyet halinde uygulanır. TCK m.53/5'teki hak yoksunluğu ise, mahkumiyete bağlı otomatik bir sonuçtur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/5514 E. sayılı kararında, TCK m.279 gibi ihmali bir suçtan veya görevi kötüye kullanma suçundan mahkum olan kamu görevlisi hakkında TCK m.53/5'in uygulanmamasının bozma nedeni sayılması, bu hükmün uygulanmasının mahkemenin takdirine bağlı olmamasından kaynaklanır. TCK m.53/1-a, kişinin 'bir kamu görevinin veya hizmetin sağladığı hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle' suç işlemesi halinde, bu hak ve yetkileri kullanmaktan yoksun bırakılmasını öngörür. Görevi kötüye kullanma veya görevin gereği olan bir suçu bildirmeme, tam da bu kapsamdaki suçlardır. Sanık, bu hak ve yetkileri kötüye kullanarak veya ihmal ederek suç işlemiştir. TCK m.53/5, bu durumda hak yoksunluğunun cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğini emreder. Mahkemenin, kanunun emrettiği bu güvenlik tedbirini uygulamayı unutması veya uygulamaması, kanunun eksik uygulanması anlamına gelir ve bu nedenle bir bozma sebebidir. Bu, mahkemenin takdirine bırakılmış bir durum değil, mahkumiyetin kanuni bir sonucudur.