Türk Borçlar Kanunu'nun 114. maddesinin 2. fıkrası, 'İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir.' hükmünü içermektedir. Bu hükmü, ücretsiz olarak bir işi görmeyi taahhüt eden vekilin (örneğin, ücretsiz avukatlık) sorumluluğu açısından yorumlayınız. Bu durum, vekilin özen borcunun seviyesini düşürür mü?
TBK m.114/2, sözleşmesel sorumlulukta kusurun değerlendirilmesinde hakkaniyete dayalı bir ilke getirir. Bu ilke, özellikle 'karşılıksız (ivazsız)' sözleşmelerde önem kazanır. Ücretsiz olarak bir işi görmeyi üstlenen vekilin (ücretsiz avukat, ücretsiz emanet saklayan vb.) durumu bu kapsama girer. Bu hüküm, vekilin 'özen borcunun' (TBK m.506) seviyesini düşürmez. Vekil, işi ücretli veya ücretsiz yapsın, her zaman bir 'sadakat ve özenle' hareket etmek zorundadır. Ancak, bu özen borcunun ihlali sonucu bir zarar doğduğunda, vekilin sorumluluğunun 'kapsamı' belirlenirken, işi bir menfaat beklemeden yapıyor olması, hâkim tarafından kusurun derecesinin ve dolayısıyla tazminatın miktarının belirlenmesinde bir 'hafifletici sebep' olarak dikkate alınır. Yani, aynı hatayı yapan ücretli bir vekile tam tazminat sorumluluğu yüklenirken, ücretsiz vekilin sorumluluğunda, kusuru 'daha hafif' kabul edilerek hakkaniyet indirimi yapılabilir. Özetle, bu hüküm özen borcunun standardını değil, bu borcun ihlali halindeki sorumluluğun 'ağırlığını' etkiler.