Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/7-360 E. sayılı kararında, davacının ilk davada 'fiilen sahada çalıştığı', ikinci davada ise 'işverenin eşitlik ilkesine aykırı davrandığı' vakıalarına dayanması, dava sebebinin farklılığı olarak kabul edilmiştir. Bu durumu 'dava sebebinin' geniş veya dar yorumlanması yaklaşımları açısından değerlendiriniz. Yargıtay'ın bu kararı, hangi yorumu benimsediğini göstermektedir?
Kesin hükümde 'dava sebebinin aynılığı'nın tespiti, dar ve geniş yorum olmak üzere iki farklı yaklaşımla ele alınabilir. **Geniş Yorum:** Bu yoruma göre, aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan ve aynı amaca (aynı talep sonucuna) yönelik tüm maddi vakıalar tek bir dava sebebi oluşturur. Davacı, o hukuki ilişkiye dair tüm iddialarını tek bir davada ileri sürmelidir. Bu yaklaşıma göre, YHGK kararındaki olayda, her iki iddia da (sahada çalışma ve eşitliğe aykırılık) aynı TİS'ten kaynaklanan alacak talebine yönelik olduğu için, dava sebebinin aynı olduğu ve kesin hüküm bulunduğu kabul edilebilirdi. **Dar Yorum:** Bu yoruma göre ise, her bir farklı maddi vakıa grubu, ayrı bir dava sebebi oluşturur. Davacının talebini dayandırdığı temel olgusal anlatım değiştiğinde, dava sebebi de değişmiş sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/7-360 E. sayılı kararı, açıkça 'dar yorumu' benimsediğini göstermektedir. Kurul, 'dava sebebi'ni, talep sonucuna götüren hukuki nitelendirme olarak değil, bu sonucu doğuran 'maddi vakıalar bütünü' olarak tanımlamıştır. İlk davadaki maddi vakıa 'davacının çalışma şekli' iken, ikinci davadaki maddi vakıa 'işverenin diğer işçilere karşı tutumu'dur. Bu iki vakıa birbirinden farklı olduğu için, Yargıtay dava sebeplerinin farklı olduğuna ve kesin hüküm bulunmadığına karar vermiştir. Bu yorum, hak arama özgürlüğünü daha geniş tutan bir yaklaşımdır.