Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurularda, başvurucunun iddialarının hukuki nitelendirmesi ile bağlı mıdır, yoksa olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi mi yapar? Somut olayda başvurucunun sadece 'dürüst yargılanma hakkı'nın ihlal edildiğini iddia etmesine rağmen, AYM'nin eylemi 'etkili başvuru hakkı'nın ihlali olarak değerlendirip inceleme yapma yetkisi var mıdır?
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurularda başvurucunun yaptığı hukuki nitelendirme ile bağlı değildir. AYM'nin yerleşik içtihadına göre (örn: Tahir Canan, B. No: 2012/969), Mahkeme, 'olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder'. Bu ilke, 'jura novit curia' (hâkim hukuku re'sen uygular) ilkesinin Anayasa yargısındaki bir yansımasıdır. Başvurucu, başvurusunda ihlale neden olduğunu düşündüğü olay ve olguları anlatmakla yükümlüdür. AYM, bu olay ve olguların Anayasa ve AİHS'de güvence altına alınan hangi hak veya özgürlüğü ihlal ettiğini kendisi belirler. Dolayısıyla, sorudaki örnekte, başvurucu başvurusunu 'dürüst yargılanma hakkı' (Anayasa m.36) temelinde yapmış olsa bile, AYM, anlatılan olayların aslında 'etkili başvuru hakkı'nın (Anayasa m.40) ihlalini oluşturduğuna kanaat getirirse, incelemesini bu hak temelinde yapabilir ve bu yönde bir karar verebilir. Ancak, AYM'nin bu yetkisi sınırsız değildir. Mahkeme, başvurucunun dilekçesinde hiç bahsetmediği, ileri sürmediği olay ve olguları (vakıaları) kendiliğinden inceleme konusu yapamaz. Yetkisi, başvurucunun anlattığı olayların doğru hukuki çerçeveye oturtulmasıyla sınırlıdır.