Bir hırsızlık davasında sanık, mağdurun zararını gidermek istediğini beyan etmiş, ancak mağdur bu ödemeyi kabul etmeyi reddetmiştir. Bu durumda, sanığın etkin pişmanlık (TCK m.168) hükümlerinden yararlanma imkanı tamamen ortadan kalkar mı? Mahkemenin bu durumda izlemesi gereken usul nedir?
Hayır, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma imkanı tamamen ortadan kalkmaz. TCK m.168'in uygulanması için aranan şart, failin zararı giderme yönünde 'samimi bir irade' göstermesi ve bu iradeyi fiiliyata dökme çabasıdır. Mağdurun, kişisel nedenlerle (kızgınlık, sanığın cezalandırılmasını isteme vb.) zararın giderilmesini kabul etmemesi, sanığın bu samimi iradesini ortadan kaldırmaz. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, bu durumda mahkemenin izlemesi gereken usul şudur: Mahkeme, öncelikle giderilmesi gereken zararın miktarını (çalınan malın değeri, uğranılan diğer zararlar) bilirkişi marifetiyle veya başka delillerle net bir şekilde tespit etmelidir. Ardından, mağdur ödemeyi kabul etmediği için, sanığın bu tespit edilen meblağı yatırabilmesi amacıyla mahkeme veznesine veya tayin edeceği bir banka hesabına 'ödeme yeri (tevdi mahalli) tayin etmelidir'. Sanığa, bu belirlenen yere ödemeyi yapması için makul bir süre verilir. Eğer sanık, verilen süre içinde bu ödemeyi yaparsa, zararı giderme iradesini fiilen yerine getirmiş sayılır ve hakkında TCK m.168'deki indirim hükümlerinin uygulanması gerekir. Mağdurun kabul etmemesi, bu hakkın kullanılmasına engel teşkil etmez. (Bkz. Yargıtay 2. CD, E:2020/5898, K:2021/11908)