5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için zararın 'bizzat pişmanlık göstererek' ve 'gönüllü olarak' giderilmesi gerekir. Bir hırsızlık suçunda, fail yakalandıktan sonra, güvenlik görevlilerinin veya kolluğun yaptığı araştırma ve sorgulama sonucunda çalınan malın yerini söylemesi ve malın bu şekilde bulunarak mağdura iade edilmesi, etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilir mi?
Hayır, bu durum kural olarak etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilemez. TCK m.168'in ruhu, failin suçun olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik 'gönüllü' ve 'pişmanlığa dayalı' bir çabasını ödüllendirmektir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, iadenin veya tazminin bu niteliği taşıyabilmesi için failin, yakalanmanın ve ceza almanın kaçınılmaz hale geldiği bir baskı altında değil, kendi özgür iradesiyle hareket etmesi gerekir. Failin, yakalandıktan sonra, sorgulama sırasında veya delillerin ortaya çıkmasıyla köşeye sıkışarak çalınan malın yerini söylemesi, bir pişmanlık göstergesi değil, genellikle daha az ceza alma veya soruşturmayı kolaylaştırma amacı taşıyan bir davranış olarak kabul edilir. Bu, 'rızaî (gönüllü) bir iade' değil, 'cebrî (zorunlu) bir geri alınma'dır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2021/7986 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'suça konu eşyanın güvenlik görevlileri ve kolluk görevlilerince yapılan araştırma üzerine şikâyetçiye tesliminin sağlandığı' durumlarda, fail tarafından gerçekleştirilmiş rızai bir iade bulunmadığından etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaz. Etkin pişmanlık için failin, kolluğun bilgisi dışında, kendi inisiyatifiyle zararı gidermesi esastır.