Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2015/20329 E. sayılı kararında, mala zarar verme suçunun failini tespit amacıyla daha önce alınan kan örneğinin usulüne uygun saklanamaması nedeniyle, dosyada 'yeni bir delil yokken' yeniden kan örneği alınması talebi reddedilmiştir. Bu kararı, CMK'daki 'orantılılık' ilkesi ve 'soruşturmanın tekrarı yasağı' (non bis in idem) açısından yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148487

Yargıtay 23. CD'nin bu kararı, soruşturma işlemlerinin keyfi veya ölçüsüz bir şekilde tekrarlanmasına karşı bir güvence oluşturması bakımından önemlidir. Karar, iki temel ilke etrafında yorumlanabilir: **1) Orantılılık İlkesi (CMK m.2):** Vücuttan kan örneği alma, kişinin beden bütünlüğüne bir müdahaledir. Bu müdahalenin, soruşturmadaki gerekliliği ile orantılı olması gerekir. İlk alınan delilin, idarenin/kolluğun kendi kusuruyla (uygun şartlarda korumama) kullanılamaz hale gelmesi, aynı müdahalenin kayıtsız şartsız tekrarlanması için tek başına yeterli bir gerekçe değildir. Yargıtay, bu tekrarın meşru olabilmesi için soruşturmada 'yeni bir delilin' ortaya çıkması, yani şüpheyi kuvvetlendiren veya yeniden kan alınmasını zorunlu kılan yeni bir olgunun varlığını aramaktadır. Aksi takdirde, idarenin her hatasında şüphelinin beden bütünlüğüne tekrar tekrar müdahale edilmesi, orantılılık ilkesini ihlal eder. **2) Soruşturmanın Tekrarı Yasağı (Non bis in idem) İlkesinin Geniş Yorumu:** Bu ilke genellikle, bir fiilden dolayı iki kez yargılanmamayı ifade etse de, ruhu, bir kişinin aynı şüpheyle sürekli olarak soruşturma tehdidi altında tutulmasını da engeller. Aynı delili elde etmek için, yeni bir gelişme olmaksızın, soruşturma işleminin salt idari bir hata nedeniyle tekrarlanması, bu ilkenin ruhuna aykırıdır. Karar, devletin delil toplama ve muhafaza etme görevini özenle yapması gerektiğini, bu özenin gösterilmemesinin sonuçlarının şüpheliye yüklenemeyeceğini ima etmektedir.