İdare Mahkemesinde görülen bir memur atama iptali davasında, davalı idarenin savunma dilekçesi ekinde sunduğu ve davacının sicil durumuyla ilgili olan bazı belgelerin 'gizli' veya 'kişiye özel' olduğu gerekçesiyle davacıya tebliğ edilmemesi, adil yargılanma hakkı açısından nasıl bir sorun yaratır? Mahkemenin bu durumda izlemesi gereken usul nedir?
Bu durum, AYM'nin Gökhan İşçimen ve Diğerleri kararında da ele alındığı gibi, Anayasa m.36'daki adil yargılanma hakkının temel unsurları olan 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin ihlali sorununu yaratır. Davacı, aleyhindeki bir kararın dayanağı olan delilleri görmeden, onlara karşı savunma yapma ve argüman geliştirme imkanından mahrum bırakılmış olur. Bu, davalı idareyi davacı karşısında haksız bir üstünlüğe sahip kılar. Mahkemenin bu durumda izlemesi gereken usul, dengeleyici tedbirler almaktır: **1) Gizliliğin Gerekçesini Değerlendirme:** Mahkeme öncelikle, belgenin gerçekten gizli kalmasını gerektiren bir kamu yararı (devlet sırrı, milli güvenlik, başka bir kişinin özel hayatının korunması) olup olmadığını değerlendirmelidir. İdarenin soyut 'gizli' damgasıyla bağlı değildir. **2) Bilgilendirme ve Tartışma İmkanı Sağlama:** Eğer belgenin gizli kalması gerektiğine kanaat getirirse, mahkeme, davacının savunma hakkını tamamen ortadan kaldırmayacak çözümler üretmelidir. Örneğin: a) Belgenin, davayı doğrudan ilgilendiren kısımlarının özetlenerek davacıya bildirilmesi. b) Belgenin gizli kalması gereken kısımlarının karartılarak (redakte edilerek) bir suretinin davacıya verilmesi. c) Davacıya veya vekiline, mahkeme kaleminde veya kapalı bir duruşmada belgeyi inceleme imkanı tanınması. Mahkemenin, davacıya hiçbir şekilde bilgi vermeden ve tartışma imkanı sunmadan, sadece idarenin sunduğu gizli belgelere dayanarak karar vermesi, adil yargılanma hakkının açık bir ihlalidir ve bozma nedenidir.