Bir ceza davasında, sanığın aynı fiili nedeniyle hem TCK'da düzenlenen bir suçtan hem de özel bir ceza kanunundaki (örneğin, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu) bir suçtan cezalandırılması talep edilmişse, mahkeme hangi kanun hükmünü esas almalıdır? Bu durumu, ceza hukukundaki 'kanunların zaman ve yer bakımından uygulanması' ilkelerinden ziyade, 'içtima' ve 'normların yarışması' kuralları açısından açıklayınız.
Bu durum, ceza hukukunda 'normların yarışması' veya 'görünüşte içtima' olarak adlandırılan bir durumu ifade eder. Failin tek bir fiili, birden fazla suç tanımını ihlal ediyor gibi görünmektedir. Bu sorunu çözmek için üç temel ilke uygulanır: **1) Özel Normun Önceliği (Lex Specialis):** Eğer kanunlardan biri genel, diğeri ise aynı konuyu daha özel olarak düzenliyorsa, özel kanun hükmü uygulanır, genel kanun hükmü uygulanmaz. Örneğin, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi fiili hem TCK m.257'deki görevi kötüye kullanmaya hem de TCK m.279'a uymaktadır. TCK m.279 daha özel bir düzenleme olduğu için o uygulanır. **2) Tali (Yardımcı) Normun Sona Ermesi (Lex Subsidiaria):** Bazı suç tanımları, ancak daha ağır bir suç oluşmadığı takdirde uygulanmak üzere düzenlenmiştir. Örneğin, tehdit suçu, eğer yağma suçunun bir unsuru olarak işlenmişse, fail sadece daha ağır olan yağmadan cezalandırılır, ayrıca tehditten ceza almaz. **3) Tüketen Normun Önceliği (Lex Consumens):** Eğer suçlardan biri, diğerinin tipik unsurlarını zaten içinde barındırıyorsa, daha kapsamlı olan 'tüketen norm' uygulanır, diğeri (tükenen norm) uygulanmaz. Örneğin, kasten öldürme suçu, aynı zamanda kasten yaralamayı da içerdiği için, fail sadece öldürmeden cezalandırılır. Sorudaki durumda, mahkeme öncelikle fiilin hangi suç tanımına daha özel olarak uyduğunu tespit etmelidir. Eğer fiil hem TCK'daki bir suça hem de 5607 sayılı Kanun'daki bir suça uyuyorsa ve 5607 sayılı Kanun o fiili daha özel olarak düzenlemişse, 'özel kanunun önceliği' ilkesi gereği sadece 5607 sayılı Kanun hükmü uygulanır.