5271 sayılı CMK m.91/2, gözaltına almanın 'soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlı' olduğunu belirtmektedir. Bu 'zorunluluk' ve 'somut delil' kriterlerinin, gözaltı tedbirinin keyfi uygulanmasını önlemedeki rolünü, orantılılık ilkesi çerçevesinde tartışınız.
CMK m.91/2'de yer alan 'zorunluluk' ve 'somut delil' kriterleri, gözaltı gibi kişi hürriyetini kısıtlayan ağır bir tedbirin keyfi uygulanmasını önleyen ve orantılılık ilkesini somutlaştıran temel güvencelerdir. **1) Somut Delil Kriteri:** Bu kriter, gözaltı kararının soyut bir şüphe, bir duyum veya bir ihbara dayandırılamayacağını ifade eder. Gözaltına alınacak kişi hakkında, onun o suçu işlediğine dair akla yatkın, objektif ve belirli bir yoğunlukta delil veya emare (tanık beyanı, kamera kaydı, olay yerinde bulunması vb.) bulunmalıdır. Bu, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin soruşturma evresindeki bir yansımasıdır ve haksız yere özgürlük kısıtlamalarını önler. **2) Zorunluluk Kriteri:** Bu kriter, somut delil olsa bile, gözaltına almanın 'gerekli' ve 'orantılı' olmasını şart koşar. Eğer soruşturma, şüpheli gözaltına alınmadan da yürütülebilecekse (örneğin, şüpheli ifadeye davet edildiğinde geleceğini beyan etmişse, deliller zaten toplanmışsa, kaçma veya delilleri karartma tehlikesi yoksa), gözaltı tedbirine başvurulmamalıdır. 'Zorunluluk', gözaltının soruşturmanın selameti için vazgeçilmez bir araç olması anlamına gelir. Örneğin, delillerin toplanması, başka faillerin yakalanması veya şüphelinin kaçmasının önlenmesi için gözaltı zorunlu olabilir. Bu iki kriter, iddia makamının (savcı veya kolluk) her şüphe durumunda otomatik olarak gözaltına başvurmasını engelleyerek, bu ağır tedbirin ancak son çare olarak ve orantılılık ilkesine uygun şekilde kullanılmasını temin eder.