Bir trafik kazasında, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi kapsamında sigorta şirketinin rücu hakkını doğuran hallerden biri 'sürücünün alkollü olması'dır. Yargıtay uygulamasına göre, rücu hakkının doğması için sürücünün sadece alkollü olması yeterli midir, yoksa kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması mı gerekir? Bu 'illiyet bağı' şartını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148476

Yargıtay'ın yerleşik ve istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketinin alkollü sürücü nedeniyle sigorta ettirene rücu edebilmesi için sürücünün sadece alkollü olması yeterli değildir. Rücu hakkının doğabilmesi için, kazanın 'münhasıran' yani 'sadece ve sadece' alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması gerekir. Bu, çok sıkı bir 'illiyet bağı' şartıdır. Uygulamada bu şartın varlığı şöyle araştırılır: Mahkeme, Adli Tıp Kurumu'ndan veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarından bilirkişi raporu alır. Bilirkişilerden, sürücünün alkol seviyesinin, onun güvenli sürüş yeteneğini ne ölçüde etkilediğini ve kazanın oluş şekli dikkate alındığında, kazanın meydana gelmesinde alkol dışında başka bir etkenin (yol durumu, hava koşulları, diğer sürücünün hatası, teknik arıza vb.) olup olmadığını değerlendirmeleri istenir. Eğer bilirkişi raporunda, 'kaza münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmiştir, sürücü alkollü olmasaydı bu kaza meydana gelmeyecekti' şeklinde net bir sonuca varılırsa, sigortacının rücu hakkı doğar. Ancak, kazanın meydana gelmesinde alkolün yanı sıra başka etkenler de rol oynamışsa (örneğin, diğer sürücünün de kusurlu olması), bu durumda münhasırlık şartı gerçekleşmediği için sigorta şirketinin rücu hakkı doğmaz. Bu sıkı yorum, ZMSS'nin sosyal koruma amacından kaynaklanmaktadır.