Anayasa m.105, Cumhurbaşkanının 're'sen imzaladığı karar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamayacağını' hükme bağlamıştır. Bu hükmü, 'yargı denetimine tabi olmayan işlemler' (hükümet tasarrufları) doktrini çerçevesinde değerlendiriniz. Bu sorumsuzluk ve yargı bağışıklığının sınırı 'vatana ihanet' midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148474

Anayasa m.105'te yer alan bu hüküm, Cumhurbaşkanının devletin başı sıfatıyla ve tek başına kullandığı bazı yetkilerin yargı denetimi dışında tutulmasını öngören, 'hükümet tasarrufu' veya 'yargı bağışıklığı olan işlemler' doktrininin anayasal bir yansımasıdır. Bu tür işlemler, genellikle devletin yüksek yönetimi, dış politika, milli güvenlik gibi siyasi niteliği ağır basan, yargısal denetimden ziyade siyasi sorumluluk mekanizmalarına (parlamento denetimi, kamuoyu denetimi) tabi olması gerektiği düşünülen işlemlerdir. Ancak bu sorumsuzluk ve yargı bağışıklığı mutlak değildir. Sınırı, yine aynı maddede belirtilen 'vatana ihanet'tir. Eğer Cumhurbaşkanının re'sen yaptığı bir işlem veya verdiği bir emir, 'vatana ihanet' suçunu oluşturuyorsa, bu işlem artık yargı bağışıklığından yararlanamaz. Bu durumda, TBMM tarafından Anayasa m.105/3'teki usulle suçlandırma yapılır ve Cumhurbaşkanı bu fiilinden dolayı Yüce Divan'da (Anayasa Mahkemesi) yargılanır. Dolayısıyla, re'sen yapılan işlemlere karşı normal idari veya adli yargı yolları kapalıyken, bu işlemin 'vatana ihanet' suçunu oluşturması halinde, anayasal bir cezai sorumluluk yolu olan Yüce Divan yargılaması yolu açılmaktadır. 'Vatana ihanet', Cumhurbaşkanının hem görevle ilgili sorumsuzluğunun hem de re'sen yaptığı işlemlerdeki yargı bağışıklığının tek istisnasını ve sınırını oluşturur.