Bir trafik kazası sonucunda sigorta şirketinin, ehliyetsiz sürücünün neden olduğu zararı üçüncü kişiye ödedikten sonra araç sahibine rücu etmesi durumunda, araç sahibinin 'aracımın benden habersiz, rızam dışında alındığı ve kullanıldığı' yönündeki bir savunması, sigorta şirketinin rücu hakkını etkiler mi? Bu durumu, 'illiyet bağı'nın kesilmesi açısından tartışınız.
Evet, bu savunma sigorta şirketinin rücu hakkını önemli ölçüde etkileyebilir ve hatta ortadan kaldırabilir. Sigorta şirketinin araç sahibine rücu edebilmesinin hukuki temeli, araç sahibinin rizikonun ağırlaşmasına neden olan kusurlu bir davranışta bulunmasıdır. Bu kusur, aracını ehliyetsiz bir kişiye bilerek ve isteyerek kullandırması veya bu duruma göz yummasıdır. Eğer araç sahibi, aracının çalındığını veya kendi rızası ve bilgisi dışında alındığını (örneğin, anahtarların gizlice alınması) ispatlayabilirse, kendisi ile zararın meydana gelmesi arasındaki illiyet bağı kesilmiş olur. ZMSS Genel Şartları'nın rücu sebeplerini düzenleyen B.4 maddesi, sigortacının sigorta ettirene rücu edebileceğini belirtir. Ancak bu rücu, sigorta ettirenin bir kusuruna dayanmalıdır. Araç sahibi, aracın kullanımı üzerinde hiçbir kontrolü olmadığını, gerekli özeni gösterdiğini (anahtarları ortada bırakmamak gibi) ve olayın kendi iradesi dışında geliştiğini kanıtlarsa, kendisine yüklenecek bir kusur kalmaz. Kusurun ve dolayısıyla illiyet bağının ortadan kalktığı bu durumda, sigorta şirketinin araç sahibine karşı rücu hakkı da ortadan kalkar. Bu durumda sigorta şirketi, zarara neden olan ehliyetsiz sürücüye karşı genel hükümlere göre (haksız fiil) tazminat davası açma yoluna gidebilir.