5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 75. maddesi, şüpheli veya sanığın rızasının olup olmamasının beden muayenesi için bir öneminin bulunmadığını belirtirken, aynı zamanda müdafi huzurunda rıza göstermesi halinde karar alınmasına gerek olmadığını düzenlemektedir. Bu iki durum arasındaki çelişkili gibi görünen ifadeyi, zorunluluk hali ve iradilik hali açısından yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148468

Bu iki ifade ilk bakışta çelişkili gibi görünse de, aslında CMK m.75'in iki farklı senaryoyu düzenlemesinden kaynaklanmaktadır. 1) **Rızanın Önemli Olmaması (Zorunluluk Hali):** Maddenin genel kuralı, beden muayenesi ve vücuttan örnek almanın bir 'koruma tedbiri' olduğudur. Soruşturmanın selameti ve maddi gerçeğe ulaşmak için bu tedbirin uygulanması zorunluysa, şüphelinin/sanığın rızası aranmaz. Tıpkı arama veya el koyma tedbirlerinde olduğu gibi, kişinin rızası olmasa bile, kanunda öngörülen şartlar (hâkim kararı vb.) gerçekleştiğinde bu işlem zorla yapılabilir. 'Rızanın önemi bulunmamaktadır' ifadesi bu zorunluluk halini ifade eder. 2) **Rızanın Sonuç Doğurması (İradilik Hali):** Maddenin 7. fıkrasında belirtilen 'müdafi huzurunda rıza gösterme' hali ise, muhakemeyi basitleştiren ve hızlandıran iradi bir durumu düzenler. Eğer şüpheli/sanık, bir avukatın hukuki yardımı altındayken, işlemin sonuçlarını bilerek ve özgür iradesiyle muayeneye veya örnek vermeye rıza gösterirse, kanun koyucu bu iradeye bir sonuç bağlamış ve ayrıca hâkimden/savcıdan karar alma zorunluluğunu ortadan kaldırmıştır. Bu, şüphelinin/sanığın kendi sürece katılımını teşvik eden ve usuli formaliteleri azaltan bir istisnadır. Dolayısıyla, birincisi tedbirin zorunlu uygulanışını, ikincisi ise rızaya dayalı istisnai ve basitleştirilmiş uygulanışını düzenler; aralarında bir çelişki yoktur.