Ehliyetsiz araç kullanırken trafik kazasına karışan bir sürücünün cezai sorumluluğu belirlenirken, ehliyetsiz olması 'bilinçli taksir'in (TCK m.22/3) varlığı için tek başına yeterli bir kanıt mıdır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını ve bilinçli taksirin unsurlarını açıklayınız.
Hayır, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sürücünün ehliyetsiz olması, kazadaki sorumluluğunun 'bilinçli taksir' olarak nitelendirilmesi için tek başına yeterli bir kanıt değildir. Bilinçli taksirin (TCK m.22/3) oluşabilmesi için, failin öngörülebilir bir neticeyi öngörmesine rağmen, 'neticeyi istememekle birlikte, şansına, yeteneğine veya başka bir etkene güvenerek fiili işlemesi' gerekir. Ehliyetsiz olmak, başlı başına bir kural ihlalidir ve taksirli sorumlulukta kusurun belirlenmesinde önemli bir veridir. Ancak bilinçli taksirin varlığı için, sürücünün, ehliyetsizliğinin yanında, somut olayda ayrıca bir riskli davranışta bulunması (aşırı hız, hatalı sollama, alkollü olma vb.) ve bu riskli davranışın bir kazaya yol açabileceğini öngördüğü halde 'bir şey olmaz' diyerek hareket ettiğinin ispatlanması gerekir. Yargıtay, her olayı kendi özel koşulları içinde değerlendirir. Ehliyetsiz bir sürücü, tüm trafik kurallarına uygun seyrederken, başka bir sürücünün tam kusurlu eylemiyle kazaya karışmışsa, sırf ehliyetsiz olduğu için bilinçli taksirden sorumlu tutulamaz. Sorumluluğu, kazanın oluşumundaki somut kusurlu davranışına göre (basit taksir veya bilinçli taksir) belirlenir. Ehliyetsizlik, kusurun derecesini artıran bir faktör olarak değerlendirilir, ancak otomatik olarak bilinçli taksir sonucunu doğurmaz.