Bir güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının 'olumsuz' sonuçlandığı gerekçesiyle bir kişinin kamu görevine atanmaması işlemine karşı açılan iptal davasında, idare mahkemesi, idarenin bu 'olumsuz' değerlendirmesinin içeriğini ve dayandığı istihbari bilginin niteliğini ne ölçüde denetleyebilir? AYM'nin Gökhan İşçimen ve Diğerleri kararındaki yaklaşım, bu denetimin sınırlarını nasıl şekillendirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148460

İdare mahkemesi, idarenin güvenlik soruşturmasına dayalı 'olumsuz' değerlendirmesini denetlerken, idarenin takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığını kabul eder. Mahkeme, işlemin sebep ve amaç unsurlarını denetler. Bu kapsamda, 'olumsuz' değerlendirmeye dayanak olan bilginin, somut, güvenilir ve kişinin kamu hizmeti için bir tehdit oluşturduğunu gösterecek nitelikte olup olmadığını inceler. Sadece soyut, teyit edilmemiş istihbari bilgiler, duyumlar veya kişinin yakın çevresiyle ilgili ilgisiz bilgiler, atama yapmama işlemi için hukuka uygun bir sebep olarak kabul edilmez. AYM'nin Gökhan İşçimen ve Diğerleri (B. No: 2019/27140) kararı, bu denetimin usuli boyutunu güçlendirmiştir. Karara göre, mahkeme sadece idarenin sonucunu değil, o sonuca nasıl ulaştığını da denetlemelidir. Bunu yapabilmesi için, atamaya engel olarak görülen bilgi ve belgelerin dava dosyasına sunulması ve en önemlisi, bu bilgi ve belgelerin 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri gereğince davacı tarafından da bilinir ve tartışılır olması gerekir. Davacının, aleyhindeki iddianın ne olduğunu bilmeden savunma yapması beklenemez. Dolayısıyla, AYM kararı, denetimin sadece idarenin nihai kanaatiyle sınırlı kalamayacağını, bu kanaate ulaşılırken kullanılan verilerin ve yürütülen sürecin de adil yargılanma hakkı çerçevesinde denetlenmesi gerektiğini ortaya koyarak denetimin sınırlarını genişletmiştir.