Anayasa m.36'da düzenlenen 'hak arama hürriyeti' ve AİHS m.6'daki 'adil yargılanma hakkı', devletin sadece adil bir yargılama süreci sunmasını mı, yoksa aynı zamanda mahkemeye erişimi ve delil toplama imkanlarını da güvence altına almasını mı gerektirir? AYM'nin Murat Ergan kararındaki 'usuli imkan eşitsizliği' vurgusunu bu bağlamda değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148449

Anayasa m.36 ve AİHS m.6'daki güvenceler, sadece mahkeme salonunda yürütülen yargılama faaliyetinin adil olmasıyla sınırlı değildir. Bu haklar, daha geniş bir perspektifle, 'mahkemeye etkili erişim hakkı'nı ve bu erişimi anlamlı kılacak 'usuli imkanları' da kapsar. Mahkemeye erişim, sadece dava açabilmek değil, aynı zamanda davasını hakkaniyete uygun koşullarda yürütebilmektir. AYM'nin Murat Ergan kararındaki 'usuli imkan eşitsizliği' vurgusu tam da bu noktaya işaret etmektedir. Karara konu olayda başvurucu, idarenin tek taraflı olarak ürettiği bir delile (alkolmetre ölçümü) karşı, kendi lehine bir delil (hastanede kan testi) üretme imkanından, yine idari bir işlemle (Valilik Genelgesi) mahrum bırakılmıştır. Bu durum, yargılama başlamadan önce delil toplama aşamasında taraflar arasında yaratılan bir eşitsizliktir. AYM, bu eşitsizliğin, davanın daha en başında adil temelden yoksun kalmasına neden olduğunu ve bu nedenle adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini kabul etmiştir. Dolayısıyla, adil yargılanma hakkı, devletin sadece pasif bir şekilde adil bir mahkeme sunmasını değil, aynı zamanda tarafların, özellikle de idare karşısında daha zayıf konumda olan bireyin, iddialarını ispatlayabilmesi için gerekli olan makul ve etkili usuli imkanları da aktif olarak sağlamasını veya en azından engellememesini gerektirir.