5237 sayılı TCK'nın 311. maddesinde düzenlenen 'Yasama Organına Karşı Suç' ile mülga 2 sayılı Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nun 1. maddesinde tanımlanan 'vatana ihanet' suçunu, kullanılan araçlar (cebir ve şiddet unsuru) ve korunan hukuki yarar açısından karşılaştırınız. Anayasa m.105'teki 'vatana ihanet' kavramının, bu iki suç tanımından hangisine daha yakın olduğu söylenebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148441

İki suç tanımı arasında önemli farklar vardır: **1) Hıyanet-i Vataniye Kanunu (mülga):** Bu kanun, TBMM'ye karşı 'sözle, fiille veya yazıyla muhalefet ve bozgunculuk edenleri' vatan haini saymıştır. Burada 'cebir ve şiddet' bir unsur olarak aranmamıştır. Düşünce açıklaması veya yazı yoluyla yapılan muhalefet dahi suçun oluşumu için yeterli görülmüştür. Korunan hukuki yarar, yeni kurulan TBMM'nin mutlak otoritesi ve varlığıdır. Dönemin olağanüstü koşulları nedeniyle çok geniş ve sert bir tanımdır. **2) TCK m.311 (Yasama Organına Karşı Suç):** Bu madde, 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs' eylemini suç olarak tanımlar. Burada suçun oluşumu için 'cebir ve şiddet' kullanılması veya en azından bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti içinde olunması zorunlu bir unsurdur. Sadece söz veya yazıyla muhalefet bu suçu oluşturmaz. Korunan hukuki yarar, yasama organının anayasal görevlerini serbestçe ve baskı altında kalmadan yerine getirebilmesidir. **Karşılaştırma ve Anayasa m.105:** Anayasa m.105'teki 'vatana ihanet' kavramı, modern ceza hukuku ilkeleri ve ifade özgürlüğünün geldiği seviye dikkate alındığında, Hıyanet-i Vataniye Kanunu'ndaki tanımdan uzaktır. Metindeki analizde de belirtildiği gibi, bu kavram daha çok TCK'nın 302, 309, 311, 312 gibi devletin varlığına ve anayasal düzenine yönelik, genellikle cebir ve şiddet içeren veya casusluk gibi çok ağır fiilleri kapsayan suçlara yakındır. Dolayısıyla, günümüz hukuk anlayışında 'vatana ihanet', basit bir muhalefeti değil, devletin temel varlığına ve anayasal düzenine yönelik ağır saldırıları ifade eder ve bu yönüyle TCK m.311'deki mantığa daha yakındır.