Bir haksız fiil nedeniyle açılan tazminat davasında, hâkim tazminatın kapsamını belirlerken 'zarar verenin kusurunun ağırlığı'nı (TBK m.51/1) dikkate alır. Bu ilkenin, 'tam tazminat' ilkesiyle olan ilişkisini ve Türk hukukundaki uygulanışını açıklayınız. Kusurun hafif olması, tazminat miktarını nasıl etkiler?
Hukukumuzda temel ilke, zararın tam olarak giderilmesi, yani 'tam tazminat'tır. Bu ilkeye göre, zarar veren, verdiği zararın tamamını karşılamalı ve zarar gören, zarar verici olay meydana gelmeseydi hangi malvarlığı durumunda olacak idiyse o duruma getirilmelidir. Ancak Türk Borçlar Kanunu, bu ilkeyi mutlak olarak benimsememiş ve hâkime belirli durumlarda tazminattan indirim yapma yetkisi tanıyarak yumuşatmıştır. TBK m.51/1'deki 'kusurun ağırlığı'nı dikkate alma kuralı, bu indirim sebeplerinden biridir. Eğer zarar verenin kusuru 'hafif' veya 'çok hafif' ise, hâkim hakkaniyet gereği hükmedeceği tazminat miktarında bir miktar indirim yapabilir. Bu, tam tazminat ilkesinden bir sapmadır ve zarar verenin ekonomik olarak mahvını önleme, adalet ve hakkaniyet dengesi kurma amacı taşır. Ancak hâkimin indirim yapması bir zorunluluk değildir, takdir yetkisi kapsamındadır. Örneğin, çok hafif bir dikkatsizlik sonucu çok büyük bir zarara yol açan kişinin, bu zararın tamamını ödemesi hakkaniyete aykırı görülebilir. Bu durumda hâkim, kusurun hafifliğini bir indirim nedeni olarak kullanabilir. Buna karşılık, kast veya ağır kusur durumlarında tam tazminat ilkesi kural olarak tam uygulanır.