Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre 'mernis adresine' tebligat yapılabilmesinin ön şartı nedir? Mahkemenin, davalının bilinen adresine tebligat çıkarmadan, doğrudan mernis adresine TK m.21/2'ye göre tebligat yapması, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/25573 E. sayılı kararına göre hangi temel hakkın ihlaline yol açar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148430

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, mernis (adres kayıt sistemindeki) adresine TK m.21/2'ye göre tebligat yapılabilmesinin ön şartı, daha önce bilinen en son adrese (dava dilekçesinde gösterilen veya dosyadan bilinen adres) çıkarılan tebligatın yapılamamış veya o adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılmış olmasıdır. Yani, mernis adresine tebligat, ikincil ve tamamlayıcı bir yoldur; ilk tebligat denemesi bilinen adrese normal usullerle yapılmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/25573 E., 2017/3130 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, mahkemenin bu ön şartı yerine getirmeden, doğrudan davalının mernis adresine TK m.21/2 uyarınca tebligat yapması, usulsüz bir tebligattır. Bu usulsüzlük, davalının dava açıldığından, duruşma gününden haberdar olmasını engelleyerek, onun mahkemeye cevap verme, delil sunma ve iddialara karşı savunma yapma imkanını elinden alır. Bu durum, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı'nın en temel unsurlarından olan 'hukuki dinlenilme hakkı'nın (HMK m.27) ve 'savunma hakkı'nın ağır bir şekilde ihlaline yol açar. Bu nedenle, bu şekilde yapılan bir yargılama sonucunda verilen karar, Yargıtay tarafından bozulur.