Anonim şirket genel kurul kararının iptali davasında (TTK m.445), mahkemenin, gerekçesinde hukuka aykırı bulduğu bir genel kurul kararını (örn: yönetim kurulu üyelerine fahiş huzur hakkı ödenmesi kararı), nihai hüküm fıkrasına 'iptal' olarak yansıtmaması, nasıl bir usul hatası oluşturur? Bu durumu 'gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişki' kavramı çerçevesinde açıklayınız.
Bu durum, 'gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişki' olarak adlandırılan ve hükmün kendi içinde tutarsız olmasına yol açan ciddi bir usul hatasıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/296 E., 2014/12699 K. sayılı kararında da bu husus bir bozma nedeni olarak belirtilmiştir. HMK m.297 uyarınca, mahkeme gerekçesinde, tarafların iddialarını, delilleri ve hukuki sebepleri tartışarak bir sonuca ulaşır. Ulaşılan bu mantıksal sonuç, hüküm fıkrasına aynen yansıtılmalıdır. Örnekteki olayda, mahkeme gerekçesinde, yönetim kurulu üyelerine ödenmesine karar verilen huzur hakkının şirketin mali durumuyla orantısız, fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğunu tespit ederek, bu genel kurul kararının hukuka aykırı olduğu sonucuna varmıştır. Bu tespitin mantıksal ve hukuki sonucu, o kararın iptal edilmesidir. Ancak mahkeme, bu sonuca rağmen hüküm fıkrasında bu kararın iptaline yer vermemişse, kendi gerekçesiyle çelişmiş olur. Hüküm fıkrası, mahkemenin nihai iradesini yansıtan ve icra edilecek olan kısımdır. Gerekçede varılan sonuçla hüküm fıkrası arasındaki bu kopukluk, kararın neden verildiğinin anlaşılamamasına, hukuki denetiminin yapılamamasına ve karara olan güvenin sarsılmasına yol açar. Bu nedenle, Yargıtay tarafından re'sen dahi gözetilebilecek mutlak bir bozma nedenidir.