Bir trafik kazası sonucunda yaralanan kişinin açacağı maddi tazminat davasında, bilirkişi raporunda davacının askerlik yaşının yanlış hesaplanması (örneğin 20 yerine 18 yaş kabul edilmesi) ve bu hatalı rapora dayanılarak hüküm kurulması, Yargıtay tarafından nasıl bir bozma nedeni olarak değerlendirilir? Bu durumu, 'hükme esas alınan delilin hatalı olması' ve 'varsayımsal hesaplama' ilkeleri açısından tartışınız.
Bu durum, Yargıtay tarafından açık bir bozma nedenidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2013/11310 E., 2014/15081 K. sayılı kararında da benzer bir durum ele alınmıştır. Maddi tazminat hesaplamaları, özellikle sürekli iş göremezlik zararları, belirli varsayımlara dayanır. Ancak bu varsayımların, bilinen ve objektif gerçeklere uygun olması gerekir. Bir kişinin askerlik yapacağı yaş (mevzuata göre 20 yaş), bilinen ve objektif bir veridir. Bilirkişinin, bu objektif veriyi yanlış alarak (18 yaş kabul ederek) davacının çalışma hayatına daha erken başlayacağı ve dolayısıyla daha az gelir kaybına uğrayacağı şeklinde hatalı bir varsayımla hesaplama yapması, raporu temelden sakatlar. Mahkemenin, bu denli bariz bir hatayı içeren bilirkişi raporunu denetlemeden hükmüne esas alması, 'hükme esas alınan delilin hatalı olması' ve 'eksik inceleme' nedeniyle bozma sebebidir. Mahkeme, bilirkişi raporuyla bağlı değildir ve rapordaki bariz hataları tespit edip düzeltilmesini (ek rapor veya yeni bilirkişi) istemekle yükümlüdür. Hatalı varsayıma dayalı bir hesaplama, adil ve doğru bir tazminatın belirlenmesini engeller ve bu nedenle verilen karar hukuka aykırı olur.