Bir memurun, liyakat ve kariyer ilkelerine aykırı olarak, gerekli mesleki deneyim şartını taşımadan üst bir göreve atanması, idari yargı tarafından nasıl değerlendirilir? Danıştay 5. Dairesi'nin 1996/96 E. sayılı kararındaki olayı esas alarak, bu tür bir atamanın 'konu' ve 'amaç' unsurları yönünden hukuka aykırılığını tartışınız.
Bu tür bir atama, idari yargı tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edilir. Danıştay 5. Dairesi'nin 1996/96 E., 1996/1086 K. sayılı kararında, yönetmelikle aranan 5 yıllık mesleki deneyim şartını taşımayan bir çevre sağlığı teknisyeninin il sağlık müdür yardımcılığına atanması işlemi, 'kariyer ve liyakat ilkeleri ile kamu yararı ve sağlık hizmetlerinin gereklerine' aykırı bulunmuştur. Bu tür bir işlemin hukuka aykırılığı iki temel unsurda ortaya çıkar: 1) **Konu Unsuru Yönünden Sakatlık:** İdari işlemin konusu, işlemin doğurduğu hukuki sonuçtur. Atama işleminde konu, belirli bir kişinin belirli bir kadroya yerleştirilmesidir. Eğer kanun veya yönetmelikler o kadroya atanabilmek için belirli şartlar (eğitim, deneyim, kıdem vb.) öngörmüşse, bu şartları taşımayan bir kişinin atanması, işlemin konusunu hukuka aykırı hale getirir. İşlem, kanunun aradığı objektif koşulları taşımayan bir kişi üzerinde tesis edilmiştir. 2) **Amaç Unsuru Yönünden Sakatlık:** Her idari işlemin nihai amacı 'kamu yararı'dır. Liyakat ve kariyer ilkeleri, kamu hizmetinin ehil kişiler tarafından, verimli ve düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlayarak kamu yararını gerçekleştirmeyi hedefler. Bu ilkelere aykırı, ehil olmayan bir kişinin üst bir göreve atanması, kamu yararı amacından saparak kişisel kayırma veya başka bir özel amaca hizmet ettiğini gösterir. Bu durum, 'amaç saptırması' olarak adlandırılır ve işlemi amaç unsuru yönünden de sakatlar.