CMK m.148/4 'Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.' hükmünü amirdir. Bu kuralın mutlak bir delil yasağı mı, yoksa nispi bir delil yasağı mı olduğunu tartışınız. Sanığın, mahkeme huzurunda bu ifadeyi doğrulaması, ifadenin alınması sırasındaki hukuka aykırılığı (örneğin, kötü muamele) giderir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148422

CMK m.148/4, nispi bir delil değerlendirme yasağı öngörmektedir. Mutlak delil yasağından farklı olarak, bu delilin (müdafisiz kolluk ifadesinin) kullanılmasını tamamen yasaklamaz; kullanılmasını bir şarta bağlar: şüpheli/sanığın hâkim veya mahkeme önünde bu ifadeyi doğrulaması. Eğer sanık, mahkeme önünde 'kollukta verdiğim ifade doğrudur' derse, bu ifade artık hükme esas alınabilir hale gelir. Bu, delilin hukuka uygun hale gelmesi değil, 'değerlendirilebilir' hale gelmesidir. Ancak, sanığın bu ifadeyi doğrulaması, ifadenin alınması sırasında meydana gelmiş olabilecek diğer hukuka aykırılıkları (örn: işkence, tehdit, kötü muamele, yani yasak sorgu yöntemleri - CMK m.148/1-2) gidermez. Eğer ifade, yasak bir yöntemle alınmışsa, bu durum mutlak bir delil yasağı oluşturur ve sanık sonradan bu ifadeyi ikrar etse bile, o ifade ve o ifadeden yola çıkılarak elde edilen diğer deliller ('zehirli ağacın meyvesi') hükme esas alınamaz. Dolayısıyla, CMK m.148/4 sadece müdafi yokluğuna ilişkin bir usul eksikliğini sanığın ikrarıyla telafi etme imkanı sunarken, CMK m.148/1-2'deki yasak sorgu yöntemleri, sonradan giderilemeyecek mutlak delil yasaklarıdır.