Eşe karşı işlenen kasten yaralama suçunda (TCK m.86/3-a), mağdur eşin şikayetinden vazgeçmesi veya sanıkla barışması, ceza davasının düşmesine neden olur mu? Ceza Genel Kurulu'nun 2017/234 E. sayılı kararındaki olayı da dikkate alarak, bu suçun takip usulünü ve mağdurun iradesinin yargılamaya etkisini açıklayınız.
Hayır, neden olmaz. TCK m.86/1'de düzenlenen kasten yaralamanın temel hali şikayete tabi değildir. TCK m.86/2'de düzenlenen ve 'basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek' nitelikteki hafif yaralama ise şikayete tabidir. Ancak, yaralama TCK m.86/3'te sayılan nitelikli hallerden birine uyuyorsa (örneğin eşe, kardeşe, çocuğa karşı işlenmesi), fiilin sonucu basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olsa bile, suç şikayete tabi olmaktan çıkar ve re'sen soruşturulur/kovuşturulur. Dolayısıyla, eşe karşı işlenen kasten yaralama suçu, sonucunun ağırlığı ne olursa olsun, şikayete tabi değildir. Bu nedenle, mağdur eşin sonradan şikayetinden vazgeçmesi, sanıkla barışması, sanığı affettiğini beyan etmesi veya Ceza Genel Kurulu'nun 2017/234 E. sayılı kararında olduğu gibi 'yuvamızın bozulmasını istemiyoruz' demesi, devam eden kamu davasını düşürmez ve sanığın cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Mağdurun bu beyanları, mahkeme tarafından cezanın bireyselleştirilmesi aşamasında (örneğin TCK m.62 takdiri indirim nedenleri değerlendirilirken) dikkate alınabilir, ancak davanın esasına ve suçun oluşumuna bir etkisi yoktur. Dava, kamu adına yürütülmeye devam eder.