Bir davada, mahkemenin nihai duruşmada tefhim ettiği kısa kararın hüküm fıkrası ile sonradan yazdığı gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında bir çelişki (farklılık) olması durumunda, hangi karar esas alınır? Bu durumun hukuki sonuçları ve Yargıtay tarafından nasıl değerlendirildiğini HMK m.298/2 bağlamında izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #148419

Bu durumda, alenen tefhim edilen 'kısa karar' esas alınır. HMK m.298/2, 'Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.' hükmüyle bu kuralı amir bir şekilde düzenlemiştir. Mahkemenin asıl iradesi, yargılamanın sonunda tarafların veya vekillerinin huzurunda açıkladığı kısa karardır. Gerekçeli karar, bu iradenin sebeplerini açıklayan, onu detaylandıran bir belgedir; ancak onu değiştiremez, genişletemez veya daraltamaz. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında bir çelişki olması, 'hükmün karıştırılması' olarak nitelendirilir ve Yargıtay tarafından mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/296 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu durum yargılamanın açıklığı ilkesini, hukuki güvenliği ve mahkeme kararlarına duyulan güveni temelden sarsar. Yargılama makamı, verdiği kararla çelişkiye düşemez. Bu nedenle, böyle bir durumda hüküm, hukuki denetiminin yapılması dahi olanaksız hale geldiği için bozulur ve mahkemesine geri gönderilir.